21 Mayıs 2015 Perşembe

Ağla kanaryam ağla!


‘Ziraat Türkiye Kupası’ finali gitti..

4.yıldızı takma adına şampiyonluğu ezeli rakibin Galatasaray kaptı..

Avrupa macerası yoktu, haftada 1 maç yapıp güle-oynaya lig şampiyonluğu kazanacakken hiçbir şey olmadı, her şey ters gitti..

Şimdi başlayalım son 1 yılın faturasını kesmeye..

Önce futbolcular tabii ki..

Takımın ahengini bozan Emenike,

Takımın ruhunu bozan Diego,

Takımın bütünlüğünü bozan Caner,

Takım üstü pozisyonda duran Emre ve Volkan..

Fenerbahçe formasını çıkartıp seyirciye sallayan, ağız ve söz dalaşına giren Emenike asla affedilmemeliydi..

500 bin Euro alacağı için TFF’ye başvuran Diego ise Fenerbahçe’nin ismini küçültmüş olup takımda yer almamalıydı..

Caner, saha için takım arkadaşlarına ve hakemlere sürekli el kol hareketleriyle konsantrasyon bozucu etken oldu.. Uyarılması gerekirdi..

Emre ve Volkan zaten başlı başına takımın maestroları olup kendileri hakkında kimsenin söz söylemeye, eleştiri getirmeye ne hakları vardı ne de cesaretleri..

Sezon boyunca Volkan’ın kurtarışlarıyla Fenerbahçe 1 maç bile almadı.. Hakkını yemeyelim Fenerbahçe-Galatasaray maçı istisnadır..

Emre sezonun yarısını sakat geçirdi, yarısını da yarım yamalak oynadı ama sanki 34 maçın 34’ünde de oynamış gibi takım liderliğine soyundu..

Sıra Teknik Direktör Sayın İsmail Kartal’a geldi..

Ah hocam, bu şartlarda Fenerbahçe teknik direktörlüğü yapılır mı hiç? Tamam, büyük şeref,
Tamam, büyük kariyer,
Tamam, büyük şans..

Ama hepsini bir kalemde silen konumunuz ve duruşunuz..

Size biçilen rol, bırakın teknik direktörlüğü; takım içinde malzemeci bile daha çok futbol sahnesinde rol aldı..
Razı olmamanız gereken bir konuma; maalesef kariyer adına ‘EVET’ dediniz..

Gelelim, Fenerbahçe Kulüp Başkanı Sayın Aziz Yıldırım’a..

Sayın Başkan, yetiversin artık.. Fenerbahçe üzerinden gündemde kalmaya bir son verin.. Kulüp, 16 senedir sizi taşımaktan yoruldu, usandı.. Emekliliğin tadını çıkarın, dünya Fenerbahçe’den ibaret değildir.. Güzel yavrunuzla, torunlarınızla kalan ömrünüzü stressiz, kavgasız, gürültüsüz geçirin..
Sezon başından beri teknik direktör konusunda, hakemler konusunda, federasyon konusunda, havuz konusunda ve restleriniz konusunda söyleminize hiçbir laf etmiyorum.. Çok konuşuldu, çok tartışıldı..

Gerek yoktur, herkes neyin ne olduğunu biliyor.. Şu kadarını söyleyeyim mi?

Sayın Başkan, sizin 16 yıllık görev sürenizde Fenerbahçe 2000-01, 2003-04, 2004-05, kulübün 100. yılı olan 2006-07, 2010-2011 ve 2013-14 sezonunda şampiyonluğa ulaştı. Yani 6 kez şampiyon oldu..

Bilin, bakalım ezeli rakibiniz Galatasaray kaç kez şampiyon olmuş?

Bu sezon dahil tam 10 kez.. Fenerbahçe’den neredeyse yüzde 50 fazladır..

Sayın Başkan Aziz Yıldırım döneminde, 10 şampiyonluğa ilaveten bir UEFA Kupası kaldırmış. Yetmemiş bir de Süper Kupa’yı kazanmış..

Velhasıl ‘’Ağla Kanaryam ağla’’



18 Mayıs 2015 Pazartesi

Vah Beşiktaş vah!


Ligin bitmesine 2 hafta kala şampiyonluk iddiası bitti..

Artık 2.olma şansı da mucizelere kaldı ve UEFA Kupasına direk gidecek..

Yeni stadyum bitmedi.. Sezon başına yetişmesi zor gözüküyor..

Muhtemelen Ağustos-Eylül-Ekim aylarında yine başka statlarda oynayacaktır..

Esas 900 trilyonu geçen borcun döndürülmesi sorunu vardır.. UEFA Mali kriterleri tepesinde dolaşıp duracaktır..

Hani ‘’yiğidi öldür, hakkını yeme’’ derler ya, ‘’Demba Ba’’ popüler futbolcudur.. Adına şarkılar, klipler yapıldı ama son 10 hafta ceza alanında dolaştı ama gol yerine kuru sıkı, hava attı..

Ziraat Türkiye Kupası finalinde yok, şampiyonlukta yok, o zaman hem Teknik Direktör Biliç, hem de bazı futbolcular gelecek sezon yok..

Beşiktaş için Pazar günü Galatasaray ve son hafta Gençlerbirliği maçları tam anlamıyla zulüm olacaktır.

Sorsalar; her 2 maçı da oynamadan mağlubiyete çoktan razı olurlar..

Neden?

Tekrar eleştiri, tekrar öfke okları üzerlerine gelecektir.

Velhasıl, vah Beşiktaş vah!



16 Mayıs 2015 Cumartesi

Galatasaray’ı şampiyon yaptılar..


Pes arkadaş!

Fenerbahçe ve Beşiktaş kendi elleriyle şampiyonluğu hediye ettiler..

Galatasaray kulübünün başına gelebilecek ne kadar olumsuz hususlar varsa neredeyse hepsi geldi, hepsini yaşadı..

Düşünün bir kere!

Bir futbol sezonu içinde 3 başkan değişiyor.. (23 Mayıs 2015 günü yeni başkan seçilecektir)

Bir futbol sezonu içinde 2 teknik direktör değişiyor..

800 küsur trilyon borç batağından çıkış arıyor..

Bu şartlar altında 32.hafta tamamlanırken Galatasaray, en yakın rakibine maç fazlasıyla 6 puan fark atmış durumda..

Artık ligin bitmesine 2 hafta kaldı ve Galatasaray sanki şampiyon oldu gibi..

Bundan sonra Fenerbahçe ve Beşiktaş çok büyük travma yaşayacaklar..

Çünkü kendi elleriyle Galatasaray’ı şampiyon yaptılar..

Hafızamızı yoklayalım mı?

Çok değil, 23.hafta ezeli rakibi Fenerbahçe’ye 1-0 yenildi.. Hemen 24.hafta istanbul B.B. ile 2-2 berabere kaldı.. Ligin bitmesine 10 hafta kala puan durumu şöyleydi:
Beşiktaş 54 puan,
Galatasaray 52 puan,
Fenerbahçe 50 puan olup her hafta lider değişiyordu..

27.hafta oynandı, Trabzonspor’a 2-1 yenildi ve puan durumuna göre Galatasaray 3.sıradadır..

30, 31 ve 32.haftaları bilin bakalım, hangi skorla kazandı?

Sadece 1-0..

Galatasaray, aslında iyi oynamıyor ancak şansının yardımıyla kazanıyor..

Önümüzdeki sezon ne olur, ne biter?

Asla yetmez.. Ne Beşiktaş ne de Fenerbahçe buna müsaade etmez ve daha farklı oynarlar..

Gerçek olan ise Galatasaray’ın 4.yıldızı taktığıdır ve şimdiden kutlanmasıdır..


Bu psikolojik baskının altından Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım nasıl kalkar, hiç bilemiyorum..

25 Mart 2015 Çarşamba

Türk futbolu irtifa ve itibar kaybediyor..


Yahu ben 8-0 İngiltere mağlubiyetini bilenlerdenim, Avusturya’ya Rahmetli Çoşkun Özarı Teknik Direktör iken 1-0 yenilgiyi başarı olarak gördük bile..

Yıllar, yıllar izledi.. kimler geldi, kimler gitti.. işte size bazı isimler:

Sepp Piontek, Özkan Sümer, Ahmet Suat Özyazıcı, Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Guuis Hiddink, Abdullah Avcı, Fatih Terim..


İrtifa kaybediyoruz irtifa..

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA, 2002 yılı Kasım ayı sıralamasını açıkladı. Türkiye, kasım ayına göre bir sıra gerileyerek, 8'incilikten 9'unculuğa düştü

FIFA'nın Mart-2007 ayı değerlendirmesinde 815 puanla 27. sırada bulunan Türkiye, bu ay yaptığı Yunanistan maçından 4-1, Norveç karşılaşmasından da 2-2'lik skorlarla ayrılmasının ardından 77 puan toplayarak 17. sıraya yükseldi. 

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), Nisan-2013 ayı ülkeler sıralamasını açıkladı. Türkiye'nin 1 basamak yükselerek 634 puanla 44. sırada yer aldığı 

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) Temmuz -2014 ayı dünya sıralamasını açıkladı. FIFA'nın internet sitesinden yayınlanan sıralamada Türkiye, 3 basamak yükselerek 714 puanla 32. sırada yer aldı.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) Mart-2015 ayı dünya sıralaması açıklandı. FIFA'nın internet sitesinden açıklanan sıralamaya göre, Türkiye 594 puanla 56. sırada yer aldı.

Yukarıdaki veriler ışığında Türk futbolu görüldüğü gibi trend sürekli aşağı gösteriyor..

Türk spor basını pek oralı olmadı ama, bana göre UEFA’da geçen hafta çok önemli bir genel kurul yapıldı. 33 yıldır UEFA Birinci Başkan Yardımcısı olan Sayın Şenez Erzik görevini bıraktı.

Sıkı durun şimdi!

TFF ne yaptı?

Yahu ‘Şenez Bey gidiyor ama, yerine Servet Yardımcı ismi gelsin’ dedi ve UEFA Genel Kuruluna önerildi..

Oylama yapılıyor, sonuç hava civa oluyor.. Kısaca seçilemiyor

İtibar aşağı gidiyor aşağı..

Yahu TFF’nun bir takımı 3 yıl UEFA Kupalarından men ediliyor..

Niye?

Şikeden..

Türk Futbol Milli Takım kampında bir futbolcu, diğer futbolcunun ağzına mı, kafasına mı, tabanca dayıyor.. Bir diğer futbolcu bu olaya tanık oluyor..

Ne oluyor sonra?

Tipik Türk usulü kapatılıyor ve yok sayılıyor..

Sonra Almanya Polisi soruşturma açıyor..

Yahu be adam! Ortada kriminal vaka vardır.. Hiç kapatılır mı? Çağırırsın polisi, ifadeler alınır, yargıya havale edersin.. Hani dövüş-kavga olsa, hadi amenna diyeceğim, bu bile olmaz ama.. Arkadaş silah çekilmiş silah..

Neresinden bakarsanız bakın; Türk futbolu itibar kaybediyor itibar..

Son 10 yılda bir futbolcumuz var ki evlere şenlik.. Futbolcu ama mafyavari kılıklı kerata.. Hakem, futbolcu, teknik direktör, gazeteci kısaca önüne kim çıkarsa çıksın; meydan okuyor, rest çekiyor.. Üstüne üstlük tüm dünyada karşı kampanyalar yürütülen ırkçılık suçu da işliyor.. Ama gelin, görün ki futbol dünyası el üstünde tutuyor.. Bir futbolcu için verilebilecek en şerefli mertebe nedir? Kaptanlık, evet kaptanlık, hem milli takımda, hem de kulübünde..

Özellikle futbolda ve son 10 yılda, çapsız yöneticilerle, her bakımdan az gelişmiş futbolcularla, Türkiye’nin itibarı yerlerde sürünüyor yerlerde..



23 Mart 2015 Pazartesi

Fenerbahçe-Beşiktaş maçı tekrar edilir..


Evet, dün gibi anımsıyorum..

Tarih 8 Kasım 2003 olup yağmurlu bir Pazar akşamıydı..

Şükrü Saraçoğlu stadında Fenerbahçe- Çaykur Rizespor maçı vardı..

Maç oynandı ve 1-1 sona erdi..

Maçın 86.dakikasında Çaykur Rizesporlu futbolcu Gustavo Victoria'ya 2.sarıyı gösteren Hakem Ali Aydın, kırmızı çıkartmayı unuttu..

90 dakika sonunda maçın bitiş düdüğü çaldı..

Kıyamet koptu tabii..

Derken itiraz edildi ve maç tekrarı geldi..

Bilin bakalım, sonra ne oldu?

Fenerbahçe maç tekrarında 2-1 kazandı ve o sezon şampiyon oldu..

Daha ilginç olan ise 2003-2004 sezonu birinci devreyi Fenerbahçe'nin 8 puan önünde nağmağlup lider tamamlamasına rağmen Beşiktaş, ligi 3. sırada ve Fenerbahçe'nin 14 puan gerisinde bitirdi..

Gelelim, 2014-2015 sezonu ve 25.hafta maçına..

Seyirciyi protesto eden Fenerbahçeli Futbolcu Emenike formasını çıkardı..

Cezası nedir?

Gayet net ve açık SARI KART..

Fenerbahçeli Futbolcu Emenike , futbol oyun sahasını sınırlayan çizgilerin dışına hakemden izinsiz çıktı mı?

Çıktı..

Cezası nedir?

Gayet açık ve net SARI KART..

Fenerbahçeli Futbolcu Emenike, hakemden izinsiz futbol oyun sahası sınırları içine tekrar girdi mi?

Girdi..

Cezası nedir?

Gayet açık ve net SARI KART..

Hakem Fırat Aydınus, ne yaptı?

Sarı kart göstermeyi unuttu.

Bu nedir?

Kural hatasıdır..

Valla hiç kıvırtacak kimsenin hali yoktur..

Hakem Fırat Aydınus artık bu işi bırakır ve düdüğünü duvara asar..

Ve Fenerbahçe-Beşiktaş maçı tekrar oynanır..

Bu karardan, başka bir karar alınması mümkün değildir ve verilemez..


17 Mart 2015 Salı

Kim şampiyon olacak? Galatasaray mı, Fenerbahçe mi, Beşiktaş mı?


Kaldı son 10 hafta..

34.hafta yani 31 Mayıs 2015 günü ligimizi bitiyor ve şampiyon en geç bu tarihte ortaya çıkıyor..

Bana kalırsa son haftaya kalmaz gibi ama ayrıntılı analizde nedenine değineceğim..

Öncelikle kalan 10 maçı anımsayalım..

Beşiktaş (54 PUAN) 
Fenerbahçe(D) 
İstanbul Başakşehir 
Kasımpaşa (D) 
Karabükspor
Trabzonspor (D) 
Gaziantepspor
Akhisar Belediyespor (D) 
Konyaspor 
Galatasaray (D)
Gençlerbirliği

Galatasaray (52 PUAN) 
Kasımpaşa (D) 
Karabükspor 
Trabzonspor (D) 
Gaziantepspor 
Akhisar Belediyespor (D) 
Konyaspor 
Mersin İdmanyurdu (D) 
Gençlerbirliği 
Beşiktaş 
Rizespor(D)

Fenerbahçe (50 PUAN) 
Beşiktaş 
Rizespor (D) 
Bursaspor 
Eskişehirspor (D) 
Balıkesirspor 
Sivasspor (D) 
Erciyesspor
Mersin İdmanyurdu (D) 
Başakşehir (D) 
Kasımpaşa

Söyleyeceklerim sadece tahmindir, sadece beni bağlar..

Beşiktaş, 8 hafta içinde Fenerbahçe ve Trabzonspor beraberliği dışından diğer maçlardan 3 puan alır.
Halen 54 puanı olduğuna göre 6 galibiyet, 2 beraberlik toplam 20 puana ulaşır ve Galatasaray maçına 74 puanla çıkar..

Galatasaray, 8 hafta sonra Trabzonspor ile beraberlik, diğer 7 maç galibiyetle, 22 puana ulaşır ve Beşiktaş maçına 74 puanla çıkar..

Fenerbahçe, 8 hafta sonra 1 beraberlik 7 galibiyetle 22 puan toplar ve 72 puanla 9.haftaya girer..

Kalan 10 maça göre 9.hafta ya da fikstüre göre 33.hafta ölüm-kalım haftası olacaktır.

Çünkü 74 puanlı Galatasaray-Beşiktaş derbi maçı oynanırken 72 puanlı Fenerbahçe ise Başakşehir ile oynayacaktır.

Galatasaray-Beşiktaş maçını kim kazanırsa yüzde 99 olasılıkla şampiyon olacaktır. Aslında kaybeden hem şampiyonluğu hem de 2.’liği kaybedecektir.

Neden?

Fenerbahçe, Başakşehir’i yendiği takdirde yenilen takımı 1 puan geçecektir..

Kısaca Galatasaray-Beşiktaş derbisini kaybeden çok ama çok şey kaybedecektir..

Peki, Galatasaray-Beşiktaş berabere kalırsa ne olacak?

İşte o zaman çok ilginç hatta futbol tarihinde nadir görülen bir puan tablosuyla baş başa kalacağız..

Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe 75 puana ulaşacak ve son haftaya girilecektir..

Sonuç olarak öngörüm ya da tahminim şudur:

Galatasaray şampiyon,
Fenerbahçe ikinci,
Beşiktaş üçüncü olacaktır..

Bakalım, tarih beni haklı çıkaracak mı?




23 Kasım 2014 Pazar

Galatasaray için kayıp sezonlar başladı..


Yok Ünal Aysal, yok Duygun Yarsuvat, yok Prandelli, kimi sayarsanız sayın; geçmişi geri getiremezsiniz ve bugüne çare edemezsiniz..

Kilit cümle şudur: Mevcut duruma göre ne yapılmalı, en az hasarla nasıl çıkılmalı?

Bence başkanından, ta sıradan Galatasaray taraftarına kadar herkes kafa yormalı ve en makul çözüme odaklanmalıdır..

Tabii şunu peşinen kabul etmek ve gerçeğimizle yüzleşmek zorundayız.
-2014-2015 sezonu kayıptır. Ötesi meçhuldür..

-Devre arasında özellikle yüksek maliyetli Muslera, Sneijder gibi en az 20 oyuncuyla ilişki koparılacaktır.

-En 2-3 yıl iddiadan uzak, bütçeyi ayarlama, dengeleme politikası izlenecektir.

İyi de Galatasaray’ı bu hale getirenlerden hesap sorulmayacak mı?

Valla dernekler kanuna göre futbol şirketi yönetilirse varacağı nokta burasıdır. Sorumsuz sorumlulukla yürütülen işlerden hiç fayda ve hayır gelmez..

Adam başkan ama sorumsuz..

Adam transferden sorumlu yönetici ama sorumsuz..

Herkes icraat yapıyor ama sorumluluğu almıyor..

Daha açık konuşursam; 20 milyona bir futbolcu alınıyor, sonra 5 milyona satılıyor..
‘’Kim aldı, niye aldı, neden zararına satıldı?’’ Sorularının karşılığını verecek ciddi bir mekanizma yoktur.

Bana kimse yok divan kurulu, yok genel kurul demesin, hiçbirinin yaptırım gücü yoktur, zaten hepsi de birbirinin tanışıdır..

Borsaya açık Galatasaray şirketi var ama, yönetim dernek gibi..

Bu külli olmaz ve yürümez..

Neden?

Dernek yönetiminde olanlar otomatik olarak şirket yönetiminde..

Neyse uzun mevzuudur..

Biz şimdi 800 trilyon borç, yüksek maliyetli oyuncular, kadroya bile alınmayan ancak parasını alan Ebue gibi ekstra harcamalar karşısında ne yapılmalıdır?

Yeni borçlanma mı?

Bence çok yanlış olur. Çünkü dökme suyla değirmen dönmez. Çare değildir.

İşte benim acil eylem reçetem:

-Futbol dışında tüm şubeleri geçici olarak kapatırım..

-Elimdeki yüksek maliyeti yerli ve yabancı tüm futbolcuları devre arasında satarım, gerekirse bedava veririm ki bu yükten kurtulayım..

-Ondan sonra kulübü bu hale getiren son 10 yıl yöneticilerini bir havuza toplarım, oluşturulacak etik komisyonunda tek tek kusurlarını bulurum ve Galatasaray camiasının bilgisine sunarım..

İşte Adnan Polat’ın Galatasaray’a zararı şudur, işte Ünal Aysal’ın zararı şudur diye..

Tamam şampiyonluklar yaşattı, futbolculuk yaptı ama, Fatih Terim de Galatasaray kulübüne maddi çok zarar vermiştir kanaatindeyim.

-Devlette acil olarak dernekler yasasını değiştirecek, kulüplere gelen başkanlar neden oldukları zarara mutlaka ortak edilecektir.. Böylece suyu bile üfleyerek içecektir.. Şunu da aldım, şunu da sattım gibi bol keseden atmayacak duruma gelecekler..

Sorumlu sorumsuzluk dünyanın hiçbir yerinde yoktur.. Hem Galatasaray Başkanı ol ve sorumluluğu üstlen, hem de hiç sorumlu olma.. Bu nasıl iştir? Ama işte yasalar da böyle bir boşluk maalesef vardır..

Son söz: Yeni başlangıç, her hafta acı çekmekten bin kere daha iyidir..

Not: Galatasaraylılar yorum hanesine düşüncelerinizi, fikrinizi paylaşın derim..


15 Kasım 2014 Cumartesi

Galatasaray markası satılır mı?


Galatasaray'ın eski futbolcusu Ümit Karan, ‘‘Galatasaray'ın mali yapısının oldukça kötü durumda olduğunu ve gizli gizli Ruslara ve Kazaklara satmaya çalıştıklarını’’ iddia etti.

Bu haberi ilk duyunca biraz irkildim ve ‘’Ne oluyor yahu?’’ dedim..

Sonra Galatasaray Kulübü Başkanı Duygun Yarsuvat, ‘’Hayır, yok öyle bir şey’’ dedi..

Aradan bir zaman daha geçince ve daha sakin düşününce ‘’Allah, Allah! Neden olmasın! Ne mahsuru var! Olabilir!’’ sözcükleri içimden döküldü..

Neden derseniz:

Valla Galatasaray markası ve ismi korunacaksa; Galatasaray taraftarı olarak beni hiç rahatsız etmez..

Dünyada örnekleri de yok değil hani..

İşte PSG, işte M.City, işte Chelsea…

Aslında marka ve isim olarak satın almaya değer bulunman bile harika bir gelişmedir..

Ha bu arada Galatasaray Kulübüne hizmet edeceğim deyip; kendi markalarını ve isimlerini yaratanlar için çok kötü bir duyumdur..

Artı, yok liseli, yok alaylı, yok Kıraç gibi kulüp içinde yaratılan hegemonyalar pat diye yıkılacaktır..

Malumunuz Galatasaray Kulübünün 800 milyona yaklaşan borç sarmalı vardır. Futbolculardan, basketçilerden parasını alamadığı için icraya verenlere mi bakarsın, FIFA’ya gidenleri mi ararsın,  takıma gerekli katkıyı yapmayanları mı bulursun.. Velhasıl hepsi vardır ve yaşanmaktadır..

Galatasaray Kulübü şu an itibarıyla zor ve acz içindedir..
(ACZ -Türkçe anlamı: Beceriksizlik. İktidarsızlık. Kuvvetsizlik. Güçsüzlük. Yapamamak.)

Diyelim ki bir Rus şirketi atıyorum GAZPROM teklif etti: ‘’İşte borcu kapatırım, 150 milyon dolar transfer harcaması yaparım, yeni takım oluştururum, Şampiyonlar liginde ve Türkiye’de hep kafaya oynarım’’ derse ne yapacağız?

Bana kalsa; önerinin hemen üstüne atlarım..

Ama Galatasaray’ın marka ve ismi üzerinden güç devşiren insanlar kabul eder mi?

Zor ama eninde, sonunda bu noktaya geleceklerdir..

Korkarım ki, geç kaldıkça marka ve isim sürekli değer kaybedecektir.

Daha kötüsü ise borç sarmalı bu hızla giderse; artık RİVA’yı satsan da bu girdaptan kurtulamazsın..

Diğer yandan suçlu ya da vebal aramaya gerek yoktur.. Olmuş, bitmiş ve bugüne gelinmiş.. Önemli olan yarını kurtarmaktır..


Bir Galatasaray taraftarı olarak düşüncem bu yöndedir.. Diğer Galatasaray taraftarlarının bu konuda görüş ve yorumunu merak ederim.. Yazının altına eklerlerse sevinirim..


26 Ekim 2014 Pazar

Gidene 4, gelene 4


Galatasaray Futbol Takımı, giden Başkan Ünal Aysal’ı 4 gollü Borisia Dortmund maçıyla uğurladı, gelen Başkan Duygun Yarsuvat’ı 4 gollü Başakşehir maçıyla karşıladı..

Giden başkana 4 gol, gelen başkana 4 gol hediyesi bomba gibi infilak etti..

Hem Dortmund maçında hem de Başakşehir maçında oynayan oyuncuların ruh durumları hiç sağlıklı değildi.

Hatta empati yaptım, kendimi o oyuncaların yerine koydum, ehh biraz da hak verdim.

Neden?

İddialara göre 3 aydır para alamayan bir oyuncu yerinde ben olsam, aynı şekilde davranırım.

Niye kendimi yırtayım ki, niye kendimi parçalayayım ki, niye kendimi sakatlanma riskine atayım ki..

Para mı ne zaman alacağım belli değil..

Hak ettiğim ücretleri, yıllıkları almak üzere belki FIFA’lık olacağım..

Ehee bu psikolojide futbolcu ne yapar?

Sahada dolanır durur, aynen Galatasaraylı oyuncuların yaptığı gibi..

Çare ya da öneri nedir?

Başkan Duygun Bey, ne yapıp ne edip futbolcuların parasını ödeyecek bu bir..

Prandelli’nin hemen bu gece ilişiği kesilecek, yerine Galatasaray’ı tanıyan Mustafa Denizli gibi bir teknik direktöre teslim edilecek bu da iki..

Ha tüm bu operasyon olsa bile başarı garanti mi?

Elbette hiçbir şeyin garantisi yoktur, hele futbolda.. Çok zor ama yeni başlangıçla bir şans yaratılabilir.


Ne olabilir?

Avrupa kupasında grubu 3.bitirip yoluna devam eder, ligde de sonuna kadar 4.yıldız için uğraşı ve mücadele verir..

İyi de tüm bu işlerin vebali kim ya da kimlerdir?

Valla iç ve dış çok aktörler vardır..

İçeride Ünal Başkan baş müsebbip oluyor..

Dışarıda ise iktidar çevresi, TFF ve diğer iktisadi kurumlar (işte SPK, iste Borsa gibi)..

Peki, donuk ve statik duruşla; yeni yönetim yoluna devam ederse ne olur?

Futbolcuların parası ödenmez ve Prandelli gitmezse; hem televizyon başında hem de stat içinde binlerce seyirci kaybeder.. Sezonu da ilk 5 dışında bitirir..

Bu kadar basit ve nettir..


9 Ekim 2014 Perşembe

Galatasaray Başkanı Kim Olur?


Duygun Yarsuvat mı, yoksa Alp Yalman mı?

Valla işin doğrusu çok önemsemiyorum.

Neden?

Bu derin Galatasaray’dan bıktım, usandım..

Hele illa ‘Galatasaray Lisesi’ mezunu olması başkanlık için önemli hatta olmazsa olmaz kriteri, hasta ediyor beni..

İnan Kıraç, yok şunu işaret ediyorsa, yok bunu gösteriyorsa, laflarına irrite oluyorum..

Aslında Galatasaray delegesine bir yerde dolaylı hakaret de yapılıyor.

Neden?

Galatasaray delegesi sanki özgür ve özgün seçim tercihini kullanmaktan yoksun, yetersiz havası veriliyor.

Esas Ünal Aysal Başkana bir çift lafım olacaktır.

Sayın Başkan, sizi 3 yıl önce seçildiğinizde destekleyen, her platformda öven bir Galatasaraylı olarak en hafifinden beni ‘sükutu hayale uğrattınız’..

Mali başarısızlığınıza hiçbir şey demem, çünkü olabilir.. Galatasaray’ın başarısı için bazı transfer harcamaları yapılmıştır, amma tutmuştur amma tutmamıştır..

300 milyon dolar borç Galatasaray kulübü için önemli mi?

Hem önemli hem de önemsizidir. Çünkü 1 milyar dolarlık RİVA arazisi vardır..

Galatasaray’ın borcunu en aza indireceğim sözünü yerine getirememen ayrı bir mevzuudur.

Sayın Başkan Aysal, 2014-2015 sezonu başlamadan tüm hazırlıkları yaptınız mı?

Evet.

Yeni teknik direktör ve yeni futbolcular buldunuz mu?

Evet.

Kamplar, hazırlıklar 4.yıldız için ant içtiniz mi?

Evet.

Lig başladı ve 3 hafta oynandıktan sonra siz nereye gidiyorsunuz Sayın Başkan?

Burası Galatasaray kulübüdür, hem ciddidir, hem de Avrupa davranış standartlarını özünde taşır.

Küsüp, kızıp gitmek neyin nesidir Sayın Başkan Aysal?

Hani sizin iş aynen şuna benziyor: tüm kontroller ve hazırlıklar tamam, uçak gideceği rotaya kalkışa geçiyor, yolcunun biri diyor ki, ‘’durdurun uçağı, ben ineceğim’’

Sayın Başkan, siz insanlarla dalga mı geçiyorsunuz?

3 yıl boyunca tüm iyi yaptıklarınızın yanında bu hareketinizle her şeyi sıfırladınız. Gelecekte maalesef iyi anılmayacaksınız, en azından benim nezdimde..

Yazık ettiniz sizi destekleyenlere…