UEFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2015 Çarşamba

Türk futbolu irtifa ve itibar kaybediyor..


Yahu ben 8-0 İngiltere mağlubiyetini bilenlerdenim, Avusturya’ya Rahmetli Çoşkun Özarı Teknik Direktör iken 1-0 yenilgiyi başarı olarak gördük bile..

Yıllar, yıllar izledi.. kimler geldi, kimler gitti.. işte size bazı isimler:

Sepp Piontek, Özkan Sümer, Ahmet Suat Özyazıcı, Fatih Terim, Mustafa Denizli, Şenol Güneş, Ersun Yanal, Guuis Hiddink, Abdullah Avcı, Fatih Terim..


İrtifa kaybediyoruz irtifa..

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği FIFA, 2002 yılı Kasım ayı sıralamasını açıkladı. Türkiye, kasım ayına göre bir sıra gerileyerek, 8'incilikten 9'unculuğa düştü

FIFA'nın Mart-2007 ayı değerlendirmesinde 815 puanla 27. sırada bulunan Türkiye, bu ay yaptığı Yunanistan maçından 4-1, Norveç karşılaşmasından da 2-2'lik skorlarla ayrılmasının ardından 77 puan toplayarak 17. sıraya yükseldi. 

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA), Nisan-2013 ayı ülkeler sıralamasını açıkladı. Türkiye'nin 1 basamak yükselerek 634 puanla 44. sırada yer aldığı 

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) Temmuz -2014 ayı dünya sıralamasını açıkladı. FIFA'nın internet sitesinden yayınlanan sıralamada Türkiye, 3 basamak yükselerek 714 puanla 32. sırada yer aldı.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği'nin (FIFA) Mart-2015 ayı dünya sıralaması açıklandı. FIFA'nın internet sitesinden açıklanan sıralamaya göre, Türkiye 594 puanla 56. sırada yer aldı.

Yukarıdaki veriler ışığında Türk futbolu görüldüğü gibi trend sürekli aşağı gösteriyor..

Türk spor basını pek oralı olmadı ama, bana göre UEFA’da geçen hafta çok önemli bir genel kurul yapıldı. 33 yıldır UEFA Birinci Başkan Yardımcısı olan Sayın Şenez Erzik görevini bıraktı.

Sıkı durun şimdi!

TFF ne yaptı?

Yahu ‘Şenez Bey gidiyor ama, yerine Servet Yardımcı ismi gelsin’ dedi ve UEFA Genel Kuruluna önerildi..

Oylama yapılıyor, sonuç hava civa oluyor.. Kısaca seçilemiyor

İtibar aşağı gidiyor aşağı..

Yahu TFF’nun bir takımı 3 yıl UEFA Kupalarından men ediliyor..

Niye?

Şikeden..

Türk Futbol Milli Takım kampında bir futbolcu, diğer futbolcunun ağzına mı, kafasına mı, tabanca dayıyor.. Bir diğer futbolcu bu olaya tanık oluyor..

Ne oluyor sonra?

Tipik Türk usulü kapatılıyor ve yok sayılıyor..

Sonra Almanya Polisi soruşturma açıyor..

Yahu be adam! Ortada kriminal vaka vardır.. Hiç kapatılır mı? Çağırırsın polisi, ifadeler alınır, yargıya havale edersin.. Hani dövüş-kavga olsa, hadi amenna diyeceğim, bu bile olmaz ama.. Arkadaş silah çekilmiş silah..

Neresinden bakarsanız bakın; Türk futbolu itibar kaybediyor itibar..

Son 10 yılda bir futbolcumuz var ki evlere şenlik.. Futbolcu ama mafyavari kılıklı kerata.. Hakem, futbolcu, teknik direktör, gazeteci kısaca önüne kim çıkarsa çıksın; meydan okuyor, rest çekiyor.. Üstüne üstlük tüm dünyada karşı kampanyalar yürütülen ırkçılık suçu da işliyor.. Ama gelin, görün ki futbol dünyası el üstünde tutuyor.. Bir futbolcu için verilebilecek en şerefli mertebe nedir? Kaptanlık, evet kaptanlık, hem milli takımda, hem de kulübünde..

Özellikle futbolda ve son 10 yılda, çapsız yöneticilerle, her bakımdan az gelişmiş futbolcularla, Türkiye’nin itibarı yerlerde sürünüyor yerlerde..



28 Şubat 2014 Cuma

Fenerbahçe ya küme düşer ya da eksi 20 puan..


Galiba 3 gün önceydi, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, diğer yöneticilerle beraber İstinye TFF binasına geldiler, görüştüler ve gittiler..

Derken 2 gün önce TFF Başkanı Yıldırım Demirören, apar topa UEFA merkezine gider, UEFA Başkanı Platini ve Genel Sekreter İnfantino ile görüşme yapar..

Yine bugün Fenerbahçe Yönetimi basın toplantısı düzenler, ‘havuzdan çıkarız, ligden çekiliriz’ gibi bilinen tehditleri savurur ve ‘30 Mart’ sonrasına işaret eder.. Ayrıca büyük destek verdikleri TFF’nin istifasını isterler..

Bu konuyu en baştan beri iyi takip ederim. Neyi söylüyorlar ama neyi anlatıyorlar şifresini iyi çözerim..

Durum vahimdir!

UEFA illa da ceza verilmesinde ısrar ediyor ancak Fenerbahçe puan silmeyi bile kabul etmiyor..

Yerel seçimlerin ardından TFF düğmeye basacaktır. UEFA’dan aldığı talimat doğrultusunda şike soruşturmasını yeniden yapacak, Fenerbahçe’ye yeni sezonda başlamak üzere ya eksi 20 puan verecek ya da bir alt kümeye düşürecek..

Yok, TFF yapmıyorum derse; Türkiye Milli Takımı, 2016 Avrupa Şampiyonası Grup Elemeleri’nden ihraç edilecektir.

TFF, mutlak surette Fenerbahçe’ye ceza verecektir ve 2010-2011 sezonuna ait şampiyonluk kupasını alacaktır.

Arkasındaki siyasi güç; şike dosyasının yeniden açılmasını 30 Mart sonrasına bırakılması için TFF’ye telkinde bulunmuştur. TFF’de bu tarihte UEFA ile mutabık kalmıştır.

Velhasıl Türk Futbol dünyasında kıyamet Nisan-Mayıs aylarında kopacaktır.

Fenerbahçe ise başına gelecekleri önleme adına TFF’nin değişmesini istemektedir. Ancak buna da artık gücü yetmemektedir..

26 Temmuz 2013 Cuma

Başbakan Erdoğan, hala aynı hatada ısrar ediyor..


Başbakan Erdoğan, tam olarak ne söylediğine bakalım, sonra yorumlayalım..
"Bu soruyu CAS'a sorsanız daha iyi olur. Başbakan olduğum için bütün takımlara eşitim. Çocukluğumdan bu yana Fenerbahçe'ye ayrı bir yakınlığım var ama bu konu farklı."
"UEFA'nın Türkiye'deki toplantısında tüzel kişiler yerine bireylerin cezalandırılmasını savunmuştum. Bu konuda siyasi parti ve dernekler için de aynısını savunuyorum. Bu şekilde milyonlarca taraftarı da cezalandırıyorsun. Şahıslara ceza verin ama kulübü küme düşürme, puan cezası gibi şeyleri tasvip etmiyorum."
"Bu kurallar yıllardır UEFA'da geçerli diyorlar. Gelin bu yanlışı düzeltelim. Yıllardır süren bu yanlış, kulüplerin boynunda testere gibi durmasın. Gelin hep beraber kaldıralım."
Sorular karşılığından Başbakan Erdoğan’ın ağzından çıkan cümlecikler bunlardır..
Gelelim şahsi düşünce ve yorumuma.. Bir kere Türkiye’de bu işlerin Arap saçına dönmesinin tek müsebbibi Başbakan Erdoğan olduğuna kesin kanaat getirdim.. TFF Başkanı, Gençlik ve Spor Bakanı vasıtasıyla Başbakan Erdoğan ne dediyse aynısını uyguladı..
Nasıl mı?
İşte sportif yargılama sonucunda şahıslara ceza verdi ama kulüplere hiçbir ceza vermedi.. Başbakan Erdoğan’ın isteği aynen yerine getirildi.
Türkiye içi tamam ama Türkiye dışı yani UEFA kanadı bir türlü bu telkini yemedi, en sonunda Fenerbahçe ve Beşiktaş kulüplerine ceza verdi.
Başbakan Erdoğan’ın mantık hatası yaptığını çok basit örnekle açıklamaya çalışayım. Farz edelim, ‘X’ kulübün ‘Y’ başkanı şike, teşvik suçlarını işliyor. Ve TFF talimatlarına aykırı davranıyor. Talimatı çiğneyen zaten karşısında cezası yazıyor. Başbakan Erdoğan’ın düşüncesine göre ‘Y’ şahsına ceza verelim ama ‘X’ kulübüne vermeyelim. İyi de o ‘Y’ şahsı ne için ve kimin menfaati için şike-teşvik suçlarını işledi? Tamamen ‘X’ kulübün menfaati içindir. İşte şampiyon olsun, işte küme düşmesin falan filan gerekçelerle..
Ehee kulüp nasıl cezasız bırakılacak? Bunun mantığı var mı?
Oysa evrensel spor hukukuna göre hem kulübü yöneten şahıs hem de kulüp cezalandırılacak ki gelecekte diğer kulüplere ve yöneticilere ders olsun..
Bir de özerk olduğunu iddia edilen TFF’nin siyasetin içine ne kadar girdiğinin bu meselede iyicine kanıtlanıyor.
Sonra Başbakan Erdoğan’ın 25 milyon Fenerbahçeli, 15 milyon Beşiktaşlı var, onların hakkını savunacağım derken mağdur olan 1 kişi dahi olsa; adaletin terazisi ne olacak?
Ama anlayabiliyorum, futbolu bile siyasete alet ediliyor ya, yuh diyorum. Seçimler yaklaştı, bazı takımların taraftarına göz kırpıldı..
Ha bunu yapan sadece Başbakan Erdoğan değildir, CHP ve MHP’de yapmaktadır. Bence çok yanlış kulvarda koşmaktadırlar.. Çünkü bu kulvar çok taşlıktır, düşersiniz, bir yeriniz kırılır.. Buralara hiç girmeyin en iyisi..

Yahu bırakın kendi mecrasında olay çözülsün.. İşte bağımsız yargı var diyorsak; siyasetten kimse müdahil olmadan her şey ortaya çıksın..

21 Temmuz 2013 Pazar

Fenerbahçe-CAS sonucu üzerinden bahis-iddia açıyorum..


Malumunuz 28 Ağustos 2013 günü UEFA’nın verdiği 2 yıl Avrupa’dan men cezası CAS’ta karara bağlanacaktır..

Peki, karar ne çıkacaktır?

A. Cezanın kaldırılması yani yok sayılması..

B. Cezanın onanması yani kabul edilmesi..

C. Cezanın 1 yıla indirilmesi..

D. Cezanın 1 yıla indirilmesi ve 2011-2012 sezonunda gitmediği Avrupa Kupalarının yerine sayılması yani cezasını tamamlanmış denilmesi..

E. Hiçbiri..

Sizce 5 (beş) şıktan hangisi olacaktır?

Bahse-iddiaya katılır, yorumla bildirirseniz, elbette bilirseniz, kurayla belirleyeceğim 3 şanslı kişinin adresine; hiçbir ücret ödemeksizin PTT yoluyla, imzalı kitaplarımı göndereceğim..

Hadi bakalım, bahis-iddia açılmıştır. Yorum bildirme hakkınız sadece 1 (bir) kez olup tekrarı halinde bilseniz bile kuradan çıkarsınız..

İsterseniz, ilk bahis-yorum benden olsun..

Ben işin doğrusu her şeye açık bir süreç olarak görüyorum. Yine de bahis-iddia şıkkım ‘B’ dir..


19 Temmuz 2013 Cuma

Kasımpaşa Kulübü çevir gazı yanmasın..


Bakın önce neler oldu, neler bitti, bir anımsayalım, sonra yorumlayım

Tarih: 14 Temmuz 2013 
Kasımpaşa Kulübü Başkan Vekili Hasan Hilmi Öksüz, Fenerbahçe Kulübü'nün UEFA'dan aldığı 2+1 yıl Avrupa kupalarından men cezasıyla ilgili UEFA Tahkim Kurulu'na yaptığı savunmada şahit olarak ifade veren futbolcuları Orhan Şam'ı kadro dışı bıraktıklarını ve affetmeyeceklerini söyledi.
Öksüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Orhan'ın kendilerinden izinsiz olarak Fenerbahçe'nin savunmasına katılmak için İsviçre'nin Nyon kentine gittiğini belirtti.
Başkan vekili Öksüz, Orhan Şam tarafından kendilerine herhangi bir izin talebi gelmediğini kaydederek, "Bu olay bizim iznimiz dışında gelişti. Böyle bir seyahate katıldığı için Kasımpaşa Kulübü olarak, bu tür bir olaya sessiz kalamazdık. Bizden izinsiz Fenerbahçe'nin davasına gitti ve bunun bir cezası olmalıydı. Bu yüzden kadro dışı bırakıldı" diye konuştu.

"Bu işin sorumlusu Fenerbahçe Kulübü'dür"

Hasan Hilmi Öksüz, Fenerbahçe Kulübü'nün savunma yapması için çağırdığı Orhan Şam'ı zor durumda bıraktığını ileri sürdü.
Sarı-lacivertli kulübün yanlış yaptığını iddia eden Öksüz, şunları kaydetti:
"Orhan'ı o savunmaya davet eden Fenerbahçe Kulübü'dür. Kulübün, bizden  izin alması gerekirdi. Kasımpaşa'nın sözleşmeli futbolcusunu mahkemeye götürüyorsunuz ve ortada bir yargılama, savunma konusu var. Fenerbahçe'nin bizden izin alması gerekirdi. Burada hoş olmayan bir durum ortaya çıktı. Buna sebep olan da Fenerbahçe Kulübü'dür."

Orhan'ı affetmelerinin söz konusu olmadığını vurgulayan Öksüz, kısa süre önce Fenerbahçe'den renklerine kattıkları ve 2016 yılına kadar sözleşmesi bulunan 27 yaşındaki futbolcuyla yollarını ayıracaklarını dile getirdi.
Futbolcunun kendi başına bir işe kalkıştığını vurgulayan başkan vekili Öksüz, "Burada eğer futbolcu kendi başına iş yaparsa, cezasını görür. Orhan Şam maalesef böyle bir durum yaptı. Sonuç olarak Kasımpaşa'nın kendine göre bir disiplin durumu vardır. Bu konuda bir af olacağını sanmıyorum. Ödenmiş bazı paralar vardır.  O işler halledildikten sonra Orhan'ın sözleşmesi fesh edilecektir" ifadelerini kullandı.

Tarih: 17 Temmuz 2013
Kasımpaşa yönetimi, Fenerbahçe Kulübü ile İsviçre’ye giderek UEFA’da yapılan savunmaya katılan futbolcusu Orhan Şam‘ı affettiğini açıkladı.
Kasımpaşa Kulübü’nden konuyla ilgili şu açıklama yapıldı:
“Sezon başı sözleşme imzaladığımız oyuncumuz Orhan Şam ile ilgili olarak son dönemde kamuoyuna yansıyan haberler ışığında kendisi ile görüşülmüş olup karşılıklı bir yanlış anlama meydana geldiği anlaşılmıştır. Oyuncumuz takım ile birlikte bugünden itibaren yeniden idmanlara başlayacaktır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.”
Yorum:
Biraz inceledim Kasımpaşa Kulübü’nün resmi internet sitesini.. İşte Yönetim Kurulu Üyelerine baktım, abi, hepsi kelli felli işadamı, önceden kulüp yöneticiliği tecrübesi olan değerli insanlardır..

Orhan Şam isimli futbolcusu, şunu yapmış, bunu yapmış, doğru yapmış, yanlış yapmış, hiç bunlara girmem.. Kulübün başkan yardımcısı resmi açıklama yapıyor hem de yalanlanması mümkün değildir, devletin resmi ajansı olan AA’ya..

‘İşte affetmek söz konusu değildir, burası ciddi bir kulüptür, disiplinsiz davranışlar cezasını bulur ve herkes buna katlanır’ mealinde çok güzel, çok hoş, bir o kadar takdire şayan duruş gösterilmiş ve kulüp ilkesi vurgulanmıştır..

Anaaa aradan 3 gün geçti. Pat diye bir açıklama daha..İşte affettik olarak özetlenen ancak kendisini inkar eden, kendisini yalanlayan, tutulacak tek bir dal dahi bırakmayan, manasız, geçersiz ifadeler;  Kasımpaşa Kulübü resmen uçuruma atılmıştır.

Türk futbolunda şöyle ilkeli, prensipli, duruşlu bir kulüp görsem dişimi kıracağım denir ya, hayret ki yok arkadaş yahu..

Hani Fenerbahçe ceza alırsa, Kasımpaşa Avrupa Kupalarına gidecek ya, ondan dolayı Orhan Şam’a kızdı ya, sonra karar açıklandı, Kasımpaşa kupalara gidecek, Orhan Şam affedilecek..

Yapmayın abi, bu kadar hamur duruşu olmaz yahu..

Ne oldu şimdi?

Kasımpaşa gidemiyor, ne yapacaksınız?

Orhan Şam’ı bir daha mı göndereceksiniz?

Çocukta ne olduğunu anlayamadı, bir kalıyor, bir gidiyor, tekrar kalıyor..

Neyse ben başka söylenecek söz bulamıyorum.


18 Temmuz 2013 Perşembe

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım son ruletini oynuyor..


Bugün öğleden sonra önce Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sayın Aziz Yıldırım’ın FB-TV’den yaptığı kısa açıklamayı izledim. Önce şaşırdım ve sonra eğer ‘’CAS yürütmeyi durdurma kararı verdiyse; bu iş bitmiştir’’ dedim içimden..

Sonra CAS’dan gelen açıklama ise her şeye tüm çıplaklığıyla orta koydu.

Ne diyor açıklamasında CAS?

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın, hızlı yargılama yapılması konusunda aralarında anlaşmaya vardığı ve iki kulübe mahkeme kararına kadar herhangi bir yaptırım uygulanmayacağı.. Böylece Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi, Beşiktaş ise UEFA Avrupa Ligi'nde yapılacak kura çekimlerine katılabilecek. Ayrıca Fenerbahçe ile ilgili kararın 28, Beşiktaş ile ilgili kararın ise 30 Ağustos'tan önce verileceği..
Sonra Fenerbahçe’nin CAS'ta görülecek davasının tarihi belli oluyor. CAS'ta duruşma 21 ve 23 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek, 28 Ağustos 2013 tarihinde ise nihai karar verilecektir.

Bunun anlamı nedir?

UEFA diyor ki ‘Şampiyonlar Ligi Grup Kurası’na kadar dava bitecekse; benim açımdan sorun yoktur, hem Fenerbahçe hem de Beşiktaş ön eleme kura çekimini katılabilir..

CAS diyor ki ‘evet, bitiririm, hızlandırılmış yargılama yaparım’; bu şartları hem Fenerbahçe hem de Beşiktaş kabul ediyor.

Kısaca teklif kimden geldiyse geldi ama UEFA-CAS-Fenerbahçe ve Beşiktaş mutabık kalıyorlar. Yargılama prosedürüne ve sonucuna razı olacaklarını hem UEFA’ya hem de CAS’a beyan ediyorlar.

Sonuç olarak CAS, 28 Ağustos 2013 günü nihai kararını açıklayacaktır.

Ya diyecek ‘evet, UEFA Disiplin Kurulu ve UEFA Tahkim Kurulu’nun Fenerbahçe’ye verdikleri 2 yıl Avrupa’dan men cezası yerindedir’

Ya da ‘hayır, bu ceza yerinde değildir ve kaldırdım’ ..

Eğer ceza kalkarsa; Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sayın Aziz Yıldırım, hakikaten kral olarak kalmaya devam edecektir, kendisi istemediği müddetçe hiçbir güç onu başkanlıktan indiremez..

Eğer ceza onanırsa; işte Sayın Başkan’ın son rulet hamlesi hüsranla sonuçlanacaktır ve elinde süpürgeyle olup bitenleri temizlemeye çalışacaktır.  

UEFA da kendince akıllı bir taktik izlemiştir. ‘CAS’da 7-8 ay sürecek davayla uğraşacağıma, şampiyonlar ligi grup maçları başlamadan bu son kapıyı da kapatayım, hem benim başım ağrımasın, hem de aksi bir kararda tazminat mazminatla uğraşmayayım’ diye düşünmüştür..

Ha keza Fenerbahçe Kulübü Başkanı da akıllıca bir taktik izlemiş, ‘28 Ağustos 2013 tarihine kadar yaklaşık 40 gün zaman kazanmış olup bu zaman zarfında yapabileceği tüm hamleleri hesaplayacak, düşünecek, taşınacak ve en iyi sonucu elde etmeye çalışacaktır’..

Bakalım, rulet masasından kim kazanan olarak kalkacaktır?

UEFA mı, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım mı?


Bunu hep beraber 40 gün sonra öğreneceğiz..

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel konuştukça batıyor..


Geçen yıl bir gazeteciye ‘’Seni evinden aldırırım , seni evden aldırmazsam ben de Volkan Demirel değilim’’ dedi ve mafyatik bir dille tehdit savurdu..

Derken hafızam beni yanıltmıyorsa; geçen yıl yine bir gazeteciye ‘’UEFA hakkımızı geri verdi, geçen sezon kupaya almama haksızlığını da tescil etti’’ dedi.

Derken UEFA, Fenerbahçe’ye 2 yıl Avrupa Kupalarından men cezası verdi ve tahkim onayladı. Yine Volkan Demirel, diğer 2 futbolcuyla (Emre ve Kuyt) birlikte kameralar karşısına çıktı.

Bakın özetle neler dedi ve ne yanıt verdim?

Volkan Demirel: Madem bir şey yaptık karşımızdakilerde çıkıp biz de yaptık desin. Maçları satanlarda çıksın biz maçları sattık şike yaptık desinler böyle bir şey yok yani. Tek taraflı yapılmadı bu şikeler yapıldığı söyleniyor ya.

Yanıt: Ah kardeşim Volkan! Ya işine gelmiyor ya da saf ayaklarına yatıyorsun.. Fenerbahçeli 2 asbaşkan hem spor hukukundan hem de ceza hukukundan ceza almadı mı? Futbolcu İbrahim Akın, şikeye karıştığı için spor hukukundan 2 yıl men cezası, ceza hukukundan hapis cezası almadı mı?

Volkan Demirel: Konuşursam ağır konuşurum. Ben hiç bir şeye inanmıyorum. UEFA'ya iddia geliyor, okuyor, tapelere bakıyor. Yabancı bir adam ne kadar Türkçe'yi bilir. Ben İngilizce konuşan veya sayfalarca yazıyı ben çözemem. Normal bir insan olarak UEFA'nın kararına saygı duymuyorum. Gerekli yazıyı yazacağız ve bir cevap bekleyeceğiz.

Yanıt: Sevgili Volkan! İyi de daha geçen yıl Türkiye’ye gelen futbolcunuz Kuyt, maşallahı vardır, Türkçeyi sökmüş, 10 binlerce sayfadan oluşan dosyayı okumuş ve Fenerbaçe’nin masum olduğu kanaati hasıl olmuş. Buna ne dersin peki?

Esas konumuza gelelim.. Volkan Demirel belli ki Sayın Başkan Aziz Yıldırım’ı çok seviyor, hani ölürüm ben onun yoluna gibi şarkı sözü falan vardır ya, Volkan işte o kadar çok seviyor..

Oysa bu davada Emre hariç hiçbir Fenerbahçeli futbolcu ismi telaffuz edilmiyor. 2010-2011 sezonunda Fenerbahçeli futbolcular gerçekten hiçbir şeyden haberleri yok ve sadece futbollarını oynadılar. Fakat Fenerbahçe takımının bazı yöneticileri bu işlere girmişler, bu kesin yargıyı diyebiliyorum, çünkü hem mahkeme kararı hem de UEFA kararı tescil ediyor yani girmişler diyor..

Fenerbahçe’yi savunacak olan futbolcu değildir. Fenerbahçe kongresi bu işleri takip edecek, savunacak yönetim seçmiştir. Futbolcular, sizler bu işlere girmeyin, sizler asli işinizi yapın, yani topunuzu oynayın..

Sonra bir laf daha etti Sayın Volkan Demirel, ‘’işte kıçımla topu kestim, o gol olsa, maç 2-2 olacaktı, ben de mi şike yaptım’’ mealinde ifade kullandı.. Bu toplara girme Sevgili Volkan! Birisi de çıkar der ‘’o kadar maçtan eminsin ki gol yesen bile, nasıl olsa takım galip gelecek’’  Yapma, böyle figürler, bu ayaklar hiç hoş değil.. İtham edilen yöneticiler savunsun kendilerini.. Sen kalecilik mesleğini yap, sonra sen profesyonel futbolcusun, yarın bir gün Sayın Aziz Yıldırım gider, o zaman sen de gitmek zorunda kalırsın..


12 Temmuz 2013 Cuma

UEFA, TFF, (Türk Futbolu) hala down sendromlu çocukla uğraşıyor..


Anımsayın yakın geçmişte, ne olmuştu?

İşte 3 Temmuz 2011 tarihinde şike operasyonu yapıldı. Böylece Türk futbolu yeni bir başlangıca hamile kaldı ve 11 aylık bekleme sonrası doğum gerçekleşti..

Anaa bir baktı ki ucube gibi doğum..

Malumunuz operasyonunu 2 uzman gerçekleştiriyor; bir tarafta TFF (Türkiye Futbol Federasyonu), diğer tarafta UEFA..

Her iki uzman yetkili sürekli müzakere ediyor, birbirlerine kararlarının doğru olduğu yönünde ikna etmeye çalışıyor..

Mesele de burada kilitleniyor. Çünkü TFF diyor ki normal doğum gerçekleşsin.. Buna karşın UEFA down sendromlu doğuma müsaade edemem, hemen kürtaj yapalım..

Velhasıl TFF’nin dediği oluyor, Mayıs-2012 ayında Türk Futbolu down sendromlu yeni başlangıcı yapıyor.

Bunu kabul etmeyen UEFA ise tam 1 yıl sonra, Haziran-2013 ayında bu down sendromlu başlangıcı çöpe atıyor yani imha ediyor, yani yok sayıyor.. Fenerbahçe’ye 2 yıl, Beşiktaş’a 1 yıl Avrupa’dan men cezası kesiyor..

1 yıl önce sakat doğumu illa da yapılsın diyen TFF ise ‘ben karışmam, kimin ne cezası varsa, çeksin’ noktasına geliyor..

Şunu anlayamıyorum ama hadi ülke içinde bazı odaklar Fenerbahçe için özel kumpaslar kursun, işte uydurma kanıtlar ortaya koysun, sırf Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım güçsüz kalsın diye..

İyi de UEFA ne istiyor?

UEFA, Fenerbahçe-Galatasaray çekişmesinde taraf mı olur? Hiç mantıklı gelmiyor, hem de hiç..

Fenerbahçelilerin anlayamadığı husus şudur: 20110-2011 sezonunda Fenerbahçe Futbol Takımı çatır çatır topunu oynamış ve şampiyon olmuş diyelim, bana göre de öyledir..

Fenerbahçe Futbol Takımı’nın hiç ihtiyacı olmadığı halde bazı Fenerbahçeli yöneticilerin gereksiz gevezelikleri, laf olsun torba dolsun tarzı konuşmaları neden yaparlar?

Ciddi bir kurumun yöneticisi/yöneticileri bu tür banal işlerle ne alakası vardır?

İşte ‘tarlayı sürdüm, ekinler çıktı’ tarzı gizemli diyalogları Fenerbahçe yöneticisi hiç yapar mı? Hiç yakışır mı?

Dayanışma, birliktelik, her şey güzel ama Fenerbahçeli taraftarlar bu noktada eleştiri hiç yapmadı.

İşte böyle ‘sorumsuz ve manasız konuşmalar bir Fenerbahçe yöneticisine yakışmaz’ diyemedi.. En önemlisi bünyesinde bu yöneticileri tutmaya devam etti..

Yeni bir başlangıç doğumu için 2 yıl beklemeye ne gerek vardı?

Bu zaman zarfında Türk futbolu kaybetti, aksine Galatasaray dahil kimse kazanmadı. İmaj, marka değeri gibi öğeleri hiç saymıyorum bile.. UEFA’da Tahkim sonuçlansın, ondan sonra sil baştan düzenleme kaçınılmazdır. 

14 Kasım 2012 Çarşamba

Türk futbolu iflah olmaz..


Hani çok eskiden nedeni ya da tanısı belli olmayan rahatsızlıktan bir insanımız vefat ettiği zaman ‘ince hastalıktan gitti’ denirdi ya.. Maalesef Türk futbolu da iflah olmaz ince hastalıkla mücadele ediyor ve günden güne eriyor..

 

Tabii ki 2012 yılında Türk futbolunun rahatsızlığı bellidir, hem tanısı, hem tedavisi, hem de müsebbipleri ortadır..

 

Normal ve doğal mecrasında devam etmeyen olaylar zincirini takip edebilen ve okuyabilen herkes baş müsebbip şudur, sonrası şunlardır diyebilir..

 

Neyse adını koymak ve tadavi için önce müsebbiplerini sayalım mı?

 

İlk sırada Başbakan vardır, sonra spor bakanı, sonra bazı siyasi partiler, sonra TFF, sonra bazı kulüp başkanları ve yöneticiler, sonra UEFA’dan Şenez Erzik ve Platini diyorum..

 

Mevcut tanısı nedir?

 

Türk Futbolu uyutma sendromuna girmiştir. Oysa ki, ne kadar uyutursan uyut, ne kadar unutturursan unut, hep akılda kalacaktır. Aradan bin yıl geçse bile nesilden nesile aktarılacaktır.. Hele iletişimin çığır açtığı 2012 yılında mümkünatı yoktur ki, son 2 yılda yaşananlar hafızalardan silinsin..

 

Çaresi nedir?

 

İlk aşamada TFF yüzde 100 özerk olmalıdır ve siyasetle bağı tam olarak kesilmelidir..  Daha sonra Türk futbolunun yakasına yapışan ve bir türlü görevi bırakmayan bazı başkanlar hemen istifa etmelidir..

 

Eğer Türk futbolu uyutma sendromunda kalmaya devam ederse hem milli takım, hem de kulüp takımları başarısız kalmaya mahkumdur. İşin kötü yanı ise başarısız sonuçlar almaya 10 yıllarca devam edecektir. Ve uluslararası arenada Türk futbolunun itibarı hep yerlerde dolaşacaktır.

 

24 Temmuz 2012 Salı

Ertem Şener ve Şike şike Fenerbahçe..


Bu yazıyı bir türlü denk gelip okuyamamıştım.. Sağ olsun, Fenerbahçeli bir dostum facebook zaman tünelinde sayfama paylaşmış ve anımsatmış.. Teşekkürler ediyorum kendisine:J)



Gelelim yazıya..



Sayın Ertem Şener, buram buram eyyam kokan bir makaleyi kaleme almış ve elbette Fenerbahçeliler de elleri acıyıncaya kadar yazıyı alkışlamış..



Neden eyyam derseniz; bilerek bir hususu gözden kaçıyor kanısındayım..



O saydığı ülkeler var ya, hani İtalya, hani Romanya, hani Yunanistan.. Bu ülkelerin hepsinde şike patlak verdiği andan itibaren 2 ay bilemedin 3 ay içinde dirayetli, kararlı federasyonlar şu veya bu oranda cezaları kesme iradesini gösterdi. UEFA’nın 56 ülkesi, FIFA’nın 100 küsur ülkesi takdir etti, onayladı. Bakın, ceza az veya çok verdi, vermedi tartışmıyorum, orası görecelidir ve bence önemli de değildir. Önemli olan bir şike ya da teşvik vukuatı var, gerekli organlar var, gerekli işlemler ve cezalar var.. Ne zaman? Çok kısa bir zaman dilimi içinde..



Türkiye ne yaptı?



3 Temmuz 2011 günü şike olayı patlak verdi, TFF Başkanı ne dedi?



‘’Durum vahim, çok takımın canı yanacak’’



Neyse belgeler, bilgiler TFF bünyesinde kurulan Etik Kurula geldi, bir rapor çıktı, karar alması gereken TFF Başkanı bakın ne dedi?



‘’Ceza davasının sonucunu bekleyelim’’



Resmen ipe un serildi, zaten daha sonra itiraf da etti ve ne dedi?



‘’Fenerbahçe’yi küme düşüren federasyon başkanı olarak tarihe geçmek istemedim’’



Hayır, Fenerbahçe küme düşsün falan demiyorum ama bir karar alacak irade bekliyorum ancak ara ki bulasın..



Velhasıl elimize yüzümüze bulaştırdık, bir türlü ortaya çıkan olaya nihai bir neşter vuramadık, bizi izleyen dünyaya rezil rüsva olduk..



7 ay sonra ‘ben bu işi çözemeyeceğim’ diyen TFF Başkanı ve yönetimi istifa etti ve gitti..



Özerk olduğu iddia edilen TFF’na en sonunda siyasi irade müdahale etti. Kızmıyorum ha, çünkü bir yerde mecbur kaldı. Çünkü ortada bir cenaze var, namazı kılınıp defn edilmesi gerekiyor.. Başta Sayın Başbakan olmak üzere UEFA, FIFA gibi kurullarla temasa geçildi ve iktidar desteğini alan yeni TFF, haklı veya haksız olayı karara bağladı ve kurulları onayladı.



Ne zaman? Tam 10 ay sonra..



TFF’nin aldığı bu sportif kararı sanki tekzip edercesine cezai karar açıklandı. Temyiz yolu açık olmak üzere 3 takımın yöneticisi konumunda bulunan şahıslar hem şikeden hem de teşvikten ceza aldılar..



İşte böyle eyyamcı Ertem Şener Bey, sizin gibi kanaat önderlerinin eyyamları yüzünden Türk futboluna utanç tarihi yazılmasına ortak oldunuz ve böyle yazılarla katkı yaptınız..



O saydığın ülkelerde kamu vicdanı uzun süre kanatılmadan hemen gereği yapılmıştır. İtalya’da Juventus küme düşürülmüş, Milan’ın puanı silinmiş, Yunanistan’ın Olimpik Volos ve Kavala takımları küme düşürülmüştür. Türkiye’de şike davasını sonuçlandıran TFF’nu, tek bir takıma dahi ceza verememiştir.



Ondan dolayı elin Romen gazetesi işte böyle başlık atar:



‘’7 yıldızlı şikeci Fenerbahçe’’



Ve bu başlığa biz utanırız, sıkılırız.. Ama nedense buna neden olanlar hiç utanmıyor, hiç sıkılmıyor..



Ertem Şener Bey, opportünist, Fenerbahçe dalkavukluğu kokan, basit, sıradan bir yazıyı kaleme almış, kamuoyuyla paylaşmış, çok da güzel olmuş..



Çetin Altan üstadımız çok kullanırdır bu sözü:



‘Kendi kendimize propaganda yapmak’



Hani çok severiz ya bunu..



Bu yazı da Fenerbahçelilere hoş görünme amaçlı yazılmış, kendi kendine propaganda yapılmış, günü kurtarma yazısı vücut bulmuş.. Hayırlı uğurlu olsun, ne diyeyim başka?::J)

20 Temmuz 2012 Cuma

Fenerbahçe hala hasta mı?..


Şampiyonlar Ligi 3. tur ön eleme turunda Vaslui ile eşleşen Fenerbahçe’nin tabiri caizse ensesinde boza pişiriliyor..

Nasıl?

Temmuz ayının ortasına geldik, hatta geçtik bile, Fenerbahçe’nin Devler Arenası’na kesin olarak alınıp alınmadığı hala muammadır..

Ne diyor UEFA Genel Sekreteri Gianni Infantino?

Fenerbahçe’nin durumunun hâlâ netlik kazanmadığını, durumun değişebileceğini..

İyi de neden karar almıyorlar?

Infantino’nun söylediğine göre ‘UEFA disiplin müfettişlerinin dosyayı inceliyor’’..

UEFA Genel Sekreteri’nin ağzından çıkan şu cümle çok önemlidir.

‘’Türkiye Futbol Federasyonu’nun kulübü aklamasına karşın, kesin bir karara varamadıklarını’’

Devamında sözünü nasıl tamamlıyor?

“Bu çok karışık bir dosya ve bizim disiplin organlarımız üstünde çalışmaya devam ediyor. Gerçekten çok fazla okunacak şey var, binlerce sayfa…”

Ehee ne olacak şimdi?

Sayın Demirören, Sayın Erzik, Sayın Bıçakcı, Sayın Başbakan ve diğer ilgililer hani elbirliğiyle Fenerbahçe’yi kurtarmıştık, hani ayağa kaldırmıştık, hani bu konu kapanmıştı? Ne oldu şimdi? Bir çuval incir berbat olacak mı?..

UEFA Disiplin Kurulu da aynen TFF Disiplin Kurulu gibi aklarsa, yani bu işte şike, mike yok derse mesele yoktur ve bir daha açılmamak üzere dosya kapanır..


Eğer tersi olursa yandı keten helva..

En büyük darbeyi kim ya da kimler yer?

Başta UEFA Asbaşkanı Sayın Şenez Erzik, tüm geçmiş parlak kariyerini giderayak çizdirir..

Neden?

Çünkü aynen şunları söyledi:

Bu konu kapanmıştır. Fenerbahçe için ceza söz konusu değildir..

Diğer yandan UEFA’dan gelebilecek men cezası Fenerbahçe camiası için tam bir yıkım olacaktır.

TFF ve kurulları için yüzyılın fiyaskosu gerçekleşecektir. Hani derse UEFA Disiplin Kurulu; ‘hem şike var, hem de teşvik var- Dosyayı tekrar gözden geçirin.’ O zaman TFF Yönetim Kurulu ve kurulları hemen istifa etmeleri gerekir..

Velhasıl Fenerbahçe’yi iyileşti ve taburcu edildi derken UEFA Genel Sekreteri ‘hayır, hastalık üzerine hala inceleme sürüyor’ mealinde konuşması herkesi şok etti..

Bunun kokusu yakın zamanda çıkar. Bakalım ne çıkar? Civciv mi, kuş mu?::J)


YAZARIN ÖZEL NOTUDUR
İşte benim de ‘Normal Ötesi Aşk’ isimli kitabımın okuyucu yorumlarını paylaşıyorum:
Yok ben sizden ve imzalı almak istiyorum derseniz; homeros80@hotmail.com adresini isim-soyadı, adres ve cep telefon bilgisiyle başvurabilirsiniz..

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Şike davası kapanmadı esas şimdi açıldı..


Bugün açıklanan 16. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla bence şike davası kapanmadı esas şimdi açıldı..

Ayrıntıya geçmeden mahkeme kararı öncesi neler yaşandı bir anımsayalım.. Çünkü biraz balık hafızalıyız, her şeyi çabuk unutuyoruz..

03 Temmuz 2012 günü başlayan şike davası sürecini iyi yönetemeyen, halk tabiriyle ağzını yüzüne bulaştıran Sayın M.Ali Aydınlar başkanlığından TFF Yönetimi ve kurulları yaklaşık 6 ay kaldılar ve bohçalarını toplayıp gittiler..

27 Şubat 2012 günü müthiş bir operasyonla Yıldırım Demirören TFF Başkanı ve yeni yönetimi, olağanüstü genel kurulda seçildi. Hemen PFDK değişti, hemen Tahkim Kurulu değişti, nedense Etik Kurul değişmedi.

27 Nisan 2012 günü TFF’ye Etik Kurulu hazırladığı 2. raporunu verdi..

Raporu okuyan TFF, 30 Nisan 2012 günü gece yarısı operasyonuyla 58. Maddeyi değiştirdi..

Mayıs-2012 ayı içinde Antalya’da bir otele kapanan TFF yönetimi 720 sayfalık raporu okudu ve kararını verdi. ‘’Şike sahaya yansımamıştır, teşebbüs halinde kalmıştır’’

Bu karar doğrultusunda TFF Başkanı Yıldırım Demirören tarafından oluşturulan ama nedense ve nasıl oluyorsa özerk sayılan PFDK ve Tahkim Kurulu sportif yargılamayı yaptı ve özetle ‘’şike yoktur, futbol tertemizdir’’ kararını aldılar ve altına imza attılar.

TFF Başkanı Yıldırım Demirören UEFA ve FIFA temasından sonra 06 Haziran 2012 günü bakın ne dedi?

"Kararlıyız. Türk futbolundan küfürü ve şiddeti sileceğiz. Plan ve projemiz hazır. Bunu da Blatter'e anlattık. Şike konusundaki görüşümüzü, neler yaptığımızı da izah ettik. Tahkim Kurulu kararını verdi. Bu süreç, Tahkim'in verdiği kararla bize göre bitmiştir. UEFA'nın istediği şekilde, özerk kurullar kararlarını almıştır. O defteri kapatıp, yeni sayfalar açıp, artık bundan sonra taraftarıyla, yöneticisiyle, federasyonuyla, basınıyla biraraya gelmiş kulüpler yaratarak gitmek istiyoruz"

PFDK ve Tahkim Kurulu kararını alan UEFA, 22 Haziran 2012 günü Fenerbahçe’ye Şampiyonlar Ligi’ne katılabilirsin diyerek temiz kağıdını gönderdi.

Bu karar üzerine UEFA 1. Asbaşkanı Şenes Erzik 23 Haziran 2012 günü ne dedi?

‘’Şike sürecinin bittiğini, Türk Futbolu ve Fenerbahçe camiasına hayırlı olmasını temenni ediyorum. F.Bahçe’ye Şampiyonlar Ligi’nde mücadele etme hakkı verilmesinin Türk futbolu ve Türkiye’nin imajı açısından olumlu olduğunu, artık bu konu ile ilgili görüş bildirmeye de gerek kalmadı. Özellikle son bir aydır konu ile ilgili yoğun bir çalışma halindeydik. Bu karar ile konuyu sonuçlandırdık. Türk futbolu ve Türkiye’nin imajı açısından bu karar çok önemliydi. Artık F.Bahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nda mücadele etmesi için önünde bir engel kalmadı. Bu iş bitti.

Yine bu karar üzerine UEFA Tahkim Kurulu üyesi Levent Bıçakçı 23 Haziran 2012 günü ne dedi?

F.Bahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde yer alması ile ilgili önünde hiçbir engelin bulunmadığını, Müfettişin 3 günlük itiraz süresi var ama Disiplin Kurulu kararı verdi. Artık geri dönüş yok. Türk futbolu büyük badire atlattı. Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in heykelini dikmek gerek. O olmasa UEFA bu kararı almazdı. Artık Fener’e ceza yok.

02 Temmuz 2012 günü, 16. Ağır Ceza Mahkemesi futbolda şike davasında son sözünü söyledi ve Türk Milleti adına tarihi kararını verdi:

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım: Şike, teşvik suçundan 6 yıl, 3 ay ceza aldı. Diğer sanıkların cezasını yazmıyorum bile, çünkü teferruattır..

Peki, şimdi ne olacak?

TFF Yönetim Kurulu, PFDK ve Tahkim bir kere kamuoyu vicdanı nezdinde mahkum oldular. En azından benim nezdimde..

Sayın Başbakan Erdoğan’ın da perde arkasından girişimleriyle, işte kişiler ve kulüpler ayrılsın söylemiyle, Türkiye’de şike davasının sportif yargılaması resmen şikeli olduğu ve üstü örtüldüğü;  Türk milleti adına bağımsız mahkemece resmen tescil edilmiştir..

Nasıl?

Şüphenin bile suçlananlar aleyhine işlediği sportif yargılamada tam bir fiyasko yaşanmıştır. Bu adı geçen kurullarda görev yapan hukukçuların, bu kimliklerini bundan sonra nasıl taşırlar ve nasıl söylerler hiç bilemiyorum.. Çünkü şüphenin sanık lehine olan adli yargılamada ceza alıyorsa; nasıl oluyor da şüphenin sanık aleyhine olan sportif yargılamada; tertemiz pürüpak çıkartılıyor: kim, nasıl açıklar?

Fenerbahçelilere sordum: Kaybedeceğini bile bile neden savaşıyorsun?

Yanıt ise: Öleceğini bile bile yaşadığını unutmuşsun sen... Fenerbahçe ölümüne sevdadır..

1 yıllık sürede Fenerbahçelilerin ortaya koydukları birlik ve beraberliği taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştır.

Medya, siyaset, iş dünyası tam anlamıyla kenetlenmiş, Fenerbahçe’nin en az zarar görmesi için seferber olmuştur.

Peki, ilk etapta ne beklenebilir?

Fenerbahçe’nin, ‘UEFA Şampiyonlar Ligi’ne katılması’ kararı tekrar gözden geçirilecektir. Muhtemelen Fenerbahçe,  UEFA Disiplin Kurulu’na sevk edilecektir.

Önümüzdeki süreçte TFF ve Kurulları çok tartışılacaktır. Kamuoyunda oluşan şüphe ve güvensizlik duygusu; mahkeme kararıyla daha ağırlaşacaktır ve kabus gibi üzerlerine çökecektir.

Sonuç: Sporda şike davası kapanmadı esas şimdi tam açıldı..