Türk futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk futbolu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz 2013 Cuma

UEFA, TFF, (Türk Futbolu) hala down sendromlu çocukla uğraşıyor..


Anımsayın yakın geçmişte, ne olmuştu?

İşte 3 Temmuz 2011 tarihinde şike operasyonu yapıldı. Böylece Türk futbolu yeni bir başlangıca hamile kaldı ve 11 aylık bekleme sonrası doğum gerçekleşti..

Anaa bir baktı ki ucube gibi doğum..

Malumunuz operasyonunu 2 uzman gerçekleştiriyor; bir tarafta TFF (Türkiye Futbol Federasyonu), diğer tarafta UEFA..

Her iki uzman yetkili sürekli müzakere ediyor, birbirlerine kararlarının doğru olduğu yönünde ikna etmeye çalışıyor..

Mesele de burada kilitleniyor. Çünkü TFF diyor ki normal doğum gerçekleşsin.. Buna karşın UEFA down sendromlu doğuma müsaade edemem, hemen kürtaj yapalım..

Velhasıl TFF’nin dediği oluyor, Mayıs-2012 ayında Türk Futbolu down sendromlu yeni başlangıcı yapıyor.

Bunu kabul etmeyen UEFA ise tam 1 yıl sonra, Haziran-2013 ayında bu down sendromlu başlangıcı çöpe atıyor yani imha ediyor, yani yok sayıyor.. Fenerbahçe’ye 2 yıl, Beşiktaş’a 1 yıl Avrupa’dan men cezası kesiyor..

1 yıl önce sakat doğumu illa da yapılsın diyen TFF ise ‘ben karışmam, kimin ne cezası varsa, çeksin’ noktasına geliyor..

Şunu anlayamıyorum ama hadi ülke içinde bazı odaklar Fenerbahçe için özel kumpaslar kursun, işte uydurma kanıtlar ortaya koysun, sırf Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım güçsüz kalsın diye..

İyi de UEFA ne istiyor?

UEFA, Fenerbahçe-Galatasaray çekişmesinde taraf mı olur? Hiç mantıklı gelmiyor, hem de hiç..

Fenerbahçelilerin anlayamadığı husus şudur: 20110-2011 sezonunda Fenerbahçe Futbol Takımı çatır çatır topunu oynamış ve şampiyon olmuş diyelim, bana göre de öyledir..

Fenerbahçe Futbol Takımı’nın hiç ihtiyacı olmadığı halde bazı Fenerbahçeli yöneticilerin gereksiz gevezelikleri, laf olsun torba dolsun tarzı konuşmaları neden yaparlar?

Ciddi bir kurumun yöneticisi/yöneticileri bu tür banal işlerle ne alakası vardır?

İşte ‘tarlayı sürdüm, ekinler çıktı’ tarzı gizemli diyalogları Fenerbahçe yöneticisi hiç yapar mı? Hiç yakışır mı?

Dayanışma, birliktelik, her şey güzel ama Fenerbahçeli taraftarlar bu noktada eleştiri hiç yapmadı.

İşte böyle ‘sorumsuz ve manasız konuşmalar bir Fenerbahçe yöneticisine yakışmaz’ diyemedi.. En önemlisi bünyesinde bu yöneticileri tutmaya devam etti..

Yeni bir başlangıç doğumu için 2 yıl beklemeye ne gerek vardı?

Bu zaman zarfında Türk futbolu kaybetti, aksine Galatasaray dahil kimse kazanmadı. İmaj, marka değeri gibi öğeleri hiç saymıyorum bile.. UEFA’da Tahkim sonuçlansın, ondan sonra sil baştan düzenleme kaçınılmazdır. 

14 Kasım 2012 Çarşamba

Türk futbolu iflah olmaz..


Hani çok eskiden nedeni ya da tanısı belli olmayan rahatsızlıktan bir insanımız vefat ettiği zaman ‘ince hastalıktan gitti’ denirdi ya.. Maalesef Türk futbolu da iflah olmaz ince hastalıkla mücadele ediyor ve günden güne eriyor..

 

Tabii ki 2012 yılında Türk futbolunun rahatsızlığı bellidir, hem tanısı, hem tedavisi, hem de müsebbipleri ortadır..

 

Normal ve doğal mecrasında devam etmeyen olaylar zincirini takip edebilen ve okuyabilen herkes baş müsebbip şudur, sonrası şunlardır diyebilir..

 

Neyse adını koymak ve tadavi için önce müsebbiplerini sayalım mı?

 

İlk sırada Başbakan vardır, sonra spor bakanı, sonra bazı siyasi partiler, sonra TFF, sonra bazı kulüp başkanları ve yöneticiler, sonra UEFA’dan Şenez Erzik ve Platini diyorum..

 

Mevcut tanısı nedir?

 

Türk Futbolu uyutma sendromuna girmiştir. Oysa ki, ne kadar uyutursan uyut, ne kadar unutturursan unut, hep akılda kalacaktır. Aradan bin yıl geçse bile nesilden nesile aktarılacaktır.. Hele iletişimin çığır açtığı 2012 yılında mümkünatı yoktur ki, son 2 yılda yaşananlar hafızalardan silinsin..

 

Çaresi nedir?

 

İlk aşamada TFF yüzde 100 özerk olmalıdır ve siyasetle bağı tam olarak kesilmelidir..  Daha sonra Türk futbolunun yakasına yapışan ve bir türlü görevi bırakmayan bazı başkanlar hemen istifa etmelidir..

 

Eğer Türk futbolu uyutma sendromunda kalmaya devam ederse hem milli takım, hem de kulüp takımları başarısız kalmaya mahkumdur. İşin kötü yanı ise başarısız sonuçlar almaya 10 yıllarca devam edecektir. Ve uluslararası arenada Türk futbolunun itibarı hep yerlerde dolaşacaktır.