18 Nisan 2016 Pazartesi

Yaşa başkan, sevdim seni!



18 Nisan 2016 günü düzenlediğiniz basın toplantısını canlı izleyemedim ama gazetelerin internet sitesinden okudum.

Valla başkanım, ben Galatasaraylıyım ama sizin istikrarlı duruşunuz, cesur söyleminiz hayran bırakmadı dersem yalan olur..

Hele Galatasaray, Beşiktaş başkanlarının tıpış tıpış katıldığı Dolmabahçe toplantısına gitmediniz ya, bir kez daha ‘helal olsun’ size!..

Artık şu saptamayı herkes kabul etmeli ve itiraf etmeli: ‘’Türkiye spor dünyası içinde Aziz Yıldırım’dan güçlü hiç kimse yoktur.’’ Ve bu rütbeyi fazlasıyla hak ettiğinizi düşünüyorum..

Hele teknik direktörlere, futbolculara Liberal dünyanın gerçeklerini yüzlerini tokat gibi vurmanız, müthiş ve heyecan vericidir..

Hele şu futbol yorumcularına, eski hakemlere, yazar, çizer takımına bodoslama giydirmeniz için ne söylense azdır..

Cemaate ya da paralel yapıya karşı ta başından beri yılmadan savaştınız, herkesi kandırdılar ama sizi asla..

Büyük sivil toplum kuruluşu olan Fenerbahçe Başkanı olarak cemaate karşı savaşta göğsünüzü siper ettiniz, Metris’e gittiniz ve şerefle hapis yattınız..

Her zaman iddiam şudur: Son 15 yılın siyasetinde en güçlü lider nasıl Tayyip Erdoğan ise siz de spor dünyasında en karizmatik lidersiniz..

Sizi niye sevdim, biliyor musunuz?

Evirip, çevirmeden, dobra konuşmanız yok mu, diğer kulüp başkanları yanında sizin heykeliniz dikilse olur..

Karnından konuşmayan, anlaşılması kolay hitabınız sayesinde sizi tüm Türk toplumu rahatlıkla kabul ediyor ve takdir ediyor..

Sizi daha önce defalarca eleştiren bir Galatasaraylı olarak hakkınızı teslim ediyorum ancak Galatasaraylı kalmaya devam ediyorum..

Ömer ÖZDAMAR (Yeni Sol Muhalif)
Bucak-BURDUR




10 Nisan 2016 Pazar

Fenerbahçe yener, başkan gider..


Çarşamba günü (13 Nisan 2016) malumunuz erteleme maçı olan Galatasaray-Fenerbahçe arasında büyük derbi oynanacaktır..

Derbinin sonucu Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve yönetim kurulunun tabiri caizse ‘’tamam mı, devam mı?’’ dedirtecek cinsten ve önemdedir..

Uzun lafın kısası Türk Telekom Arenada Galatasaray’ı, Fenerbahçe yener; Başkan Dursun Özbek gider..

Ha berabere ya da Fenerbahçe’yi yenerse Başkan Dursun Özbek ve yönetimi zaman kazanır, bir şekilde sezonu tamamlar..

Başkan Yardımcısı Cengiz Beyin, söylediği gibi süreç asla gitmez..

Ne diyor Galatasaray Başkan yardımcısı?

‘’Valla seyirci ‘istifa’ diye tezahürat yapsa ne olur, yapmasa ne olur; mali kongrede genel kurul delegeleri nihai kararını verdi ve bizi hem ibra etti hem de bize devam dedi..’’

Bence çok yanlış hesap yapıyor Başkan Yardımcısı Cengiz Bey..

Neden?

Fenerbahçe’ye yenilsinler de göreyim ben; takım oyuncuları ve yöneticileri protestodan dolayı sokağa çıkamazlar..

Mecburi olağanüstü genel kurula gitmek zorunda kalırlar..

Neden?

Çünkü kararları Galatasaray Başkanı ve yönetimi alır ama Galatasaray taraftarı karar alınmasını zorunlu kılar.. Bunu hiç unutmayın, başkan ve yönetici gelir-geçer; daim olan taraftardır.. Hele ultra aslan kükredi mi, herkesin kulakları sağır olur..

Bir de Başkan Yardımcısı Cengiz Özyalçın, lütfen Galatasaray adına basının önüne çıkmasın..

Neden?

Galatasaray-Rizespor maçından sonra spor muhabirlerine yaptığı açıklama ve girdiği diyaloglardan şahsen ben, bir taraftar olarak rahatsız oldum ve hiç doğru bulmadım..

Sayın Başkan Yardımcısı hiç kusura bakmasın ama tabiri caizse spor muhabirlerinin oyuncağı olmuş, cıvık ve gayri ciddi kurulan iletişim hem Galatasaray’ın ağırlığına hem de Galatasaray markasına zarar veriyor..


Ömer ÖZDAMAR (Yeni Sol Muhalif)
Bucak-BURDUR




23 Ocak 2016 Cumartesi

Galatasaray için karanlık dönem başladı..


Osmanlıspor’a 3-2 yenilmesiyle Galatasaray’ın dibe boyladığı resmiyet kazandı..

Galatasaray takımı artık kalan 15 hafta eziyet çekecek, çünkü stada seyirci zor gider, giden de protesto için gider..

Taraftarı bundan sonra Melo tartışması, Hamzaoğlu tartışması kesmez, mutlaka bazı futbolcuların kellesini ister..
Sabri yandı artık,
Bilal yandı artık,
Burak Yılmaz, İngiltere ya da Çin’e transferine okey diyerek hayatının en akıllıca kararını alır, başka türlüsü yandı artık..

Karanlık dönemin diğer bir sorunu futbolcuların fiziken ve mantıken maçlara hazırlamanın zorluğudur..

Bir şekilde Galatasaray Futbol Takımı, kalan 15 maçın en azından 10’nu kazanması gerekir..

Neden?

UEFA’nın muhtemel Avrupa’dan 1 yıl men cezası için ligi ilk 5 içinde bitirmesi gerekir ki cezasını çeksin..

Muhtemelen Konyaspor, Kasımpaşa ve Başakşehir ligi ilk 5 içinde bitirme mücadelesinde Galatasaray’ın rakipleridir..

Taraftar borç harç bilmez ve bunu mazeret olarak da kabul etmez.

Neden?

Taraftar forma alır, kombine alır, ötesine-berisine karışmaz..  

Taraftarı ikna edecek makul bir yol var mı?

Bence Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, olağanüstü kongreye gitmeli, bir kez daha olanı biteni izah etmeli ve güven tazelemeli..

Tüm bu olup bitenlerin en az sorumlusu Teknik Direktör Mustafa Denizli gözükse de; bundan sonra ‘kalsa ne olur, kalmasa ne olur?’ sorusu hep sorulacaktır..

Galatasaray taraftarı, bu sezonun bitmesini sabırla beklemeli, hatta ‘’keyfine baksın, bu işlerle ilgilenmesin’’ derim..

‘’Fenerbahçe mi, Beşiktaş mı şampiyon olacak?’’ sorusu bizi alakadar etmez.. Yeni sezona kadar yani 2016-2017 futbol sezonunun başlamasına kadar kenarda kalalım..

Bu arada futbolcu mu satacaklar, gayrimenkul mü satacaklar, her ne satarlarsa satsınlar, şu borçlar ödensin ve önümüze bakalım, yeni sayfa açalım..

Merak etmeyin ‘’karanlık olmadan aydınlık olmaz!’’

Ömer ÖZDAMAR (Yalnız Sol Muhalif)
Bucak-BURDUR




19 Aralık 2015 Cumartesi

Hem Başkan Özbek, hem de Hamza Hoca Galatasaray’ı yakmışlar..


Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, bir açıklama yapmış ama pir yapmış..

Şaşkınlıktan neredeyse küçük dilimi yutacaktım:J) Yanlış mı anladım diye iki kez okudum..

Allah aşkına! Siz de bir okuyun ve tepkiniz ne olacak?

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Sabah Gazetesi yazarı Levent Tüzemen'e bakın ne diyor?

"Sezon başında Cüneyt Tanman ile Hamza hoca sürtüştü. Transfer döneminde bir türlü anlaşamadılar. Cüneyt 'Konoplyanka'yı alalım' dedi. Hamza hoca ısrarla karşı çıktı. Israrla bir golcü almak istedik. Mario Gomez de gündeme geldi. Hamza Hoca bize, 'Alacağımız golcü Burak'ı üzmemeli, kırmamalı' dedi. Niasse ve İzlandalı Sigthorsson'u istedi. Şimdi geriye dönüp baktığımda kendi kendime kızıyorum.Keşke 'Konoplyanka'yı da, golcüyü de alsaydım. Melo'yu da göndermiyorum. Bu oyuncularla takımı oynat' deseymişim ama diyemedim.. Çünkü medyada Hamza Hoca ile ilgili, 'Üç kupa kazandı, 4'üncü yıldızı taktı...' diye ciddi bir hava oluşmuştu. Bu baskı altında doğru düşünsen bile doğru hareket edemiyorsun"

Abi, bu nasıl iştir? Yok, o onla anlaşamamış, golcü alınmamış..

Sayın Başkan Özbek, tamam futboldan anlamayabilir, ama anlayan meşhuru, meşhur olmayanı bir dünya insan vardır.. Futbol öyle bir aktivite ki klasik deyimdir: Dağdaki çobandan tut, yıllarca ya futbol oynamış, ya yönetmiş, ya idareci çalışmış, onlarca insan vardır..
Madem çok zenginsin ki öyledir, 200 milyona imza atmışsın.. İnsan 3-5 kuruş maaşla özel danışman almaz mı?

Hakikaten Hamza Hamzaoğlu Hoca şu cümleyi kurduysa benim nazarımda hoca falan değildir: 'Alacağımız golcü Burak'ı üzmemeli, kırmamalı'
Ya arkadaş, bu nasıl laftır, bu nasıl teknik direktör mantığıdır.. Resmen intihar hükmünü kendi kendine vermiştir. Eğer başkan doğru yansıtıyorsa.. Bir teknik direktör bırak bir golcü oyuncuyu; 3 tane hatta 4 tane alınmasını hiç istemez mi?

Yalnız bu noktada bir çelişki vardır. Burak Yılmaz’ı bu kadar güvenen, bu kadar seven bir teknik direktör daha ligin ilk maçında yedek başlatır mı?
Kendisi hakkında büyük tartışmaya yol açar mı? Benim aklıma yatmadı. Bu işi çözecek Hamza Hoca’dır.. Ne yapıp, ne edip konuşmalı; ne olduğunu anlatmalıdır. Hakikaten ‘’golcü almayalım, Burak’ı kırmayalım’’ dediyse benim gözümde teknik direktörlüğü bitmiştir..

Çüneyt Tanman olayı doğru duruyor, çünkü Ağustos-2015 ayında sportif teknik direktör olarak alınacak oyuncuları televizyonlara bağlanıp anlattı..
Sonra aniden istifa etti..

Melo işi tam bir çuvallama işi.. Ya bir teknik direktör elinde Melo gibi oyuncu varken ve de kalırken hiç satılmasını ister mi? Neymiş Hamit, Selçuk, Bilal yetermiş.. Kafayı yiyeceğim, bu kadar kısır futbol analitik düşüncesi olabilir mi? Yetmedi işte, senin kellen gitti.. Senin çok savunduğun oyuncular, hem yönetimin hem de seyircinin önüne attılar ve seni kurban ettiler..

Aksi Hamza Hoca tarafından söylenmedikçe; valla başkanın dediğini doğru kabul etmek ve inanmak zorundayız.

Bu durumda Galatasaray futbol takımı, acemi bir teknik direktörün elinden kurtulmuş ve önü açılmış gözüküyor..

Bakacağız, zaman başkanı haklı çıkaracak mı?

Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR





16 Aralık 2015 Çarşamba

Galatasaray budama yapamadı..


Biliyorsunuz, meyve veren ağaçlar her yıl budanır, böylece hem gençleşir, hem de çok meyve verir..

Galatasaray, son 3 sezona damga vurmuş, ülke içinde alınabilecek ne kadar kupa varsa almış, doyum noktasına ulaşmış bir takımdır, en önemlisi yaşlanmıştır..

Sezon başında ne yapıp, ne edip Burak Yılmaz’ı, Sabri’yi, Umut’u, Hakan Balta’yı satmalıydı ve yenilerini almalıydı.. Mümkün olsaydı keşke; Sneider, Muslera, takım kaptanı Selçuk İnan dışında kim varsa boşaltmalıydı..

Peki, sezon başı bunu yapabilecek vizyonlu başkan, yönetim ve teknik heyet var mıydı?

Maalesef yoktu..

2015-2016 futbol sezonun 15.haftası bitti, Galatasaray üstünde 3 takım var, ilkinden 9 puan, ikinciden 8 puan, üçüncüden 2 puan geridedir ve 4.sıradadır..

Kim ne derse desin, 2016-Mayıs ayı gelince ligi UEFA Kupası için oynayan bir Galatasaray takımı bulacağız.. Şampiyonluk artık hayal ötesidir..

Neden mi?

Çünkü Galatasaray’ın üstünde yalnız Beşiktaş ya da Fenerbahçe olsa; eh hadi beklersin takılmasını.. 2 takım olunca biri takılsa, diğer kaçar..

Başkan Dursun Özbek, tepkileri azaltmak için hamle yaptı ve Mustafa Denizli’yi takımın başına getirdi..

İlaç olur mu?

Asla! Bu takım en başta betimle yaptığım yaşlı ağaç gibi.. Yaşlıya ne kadar makyaj yaparsan yap; foyası er-geç ortaya çıkar..

Başkan Dursun Özbek, sezon başı 30-40 milyon Euro’luk harcama yapabilecek opsiyonu olsaydı, ne ala..

O da yok, çünkü ‘’UEFA Finansal Fair Play Kriteri’’ tepesinde kılıç gibi sallanıyor.

Çaresiz yani..

Adnan Polat, Ünal Aysal başkanlar, kulübü batırdılar ve gittiler..

Bu zamanda Galatasaray başkanı olmak çarmıha gerilmekle neredeyse eşanlamlıdır.. Çünkü taraftara derdini anlatamazsın, taraftar borç-harç bilmez, iyi ve kaliteli takım ister, şampiyonluk ister.. Aksi duruma asla tahammül göstermez..

Galatasaray başkanı, 2015-2016 sezonunu sağ salim atlatırsa ancak diğer sezon için finansal hazırlık yapabilir.. O da bazı yerlerin satılmasıyla mümkündür.. İşte Mecidiyeköy arazisi satılması, işte Florya’nın satılması, işte Riva arazisi satılması..

330 milyon dolar borçla bu gemi yüzmez, kim gelirse gelsin..  

Bence zaman kaybetmeden bir an önce arazi satışı yapıp biraz soluklanması ve yeniden planlama yapılmasıdır.. Öyle UEFA’dan gelecek para, seyirci kombinesi falan bu borç karşısında çerez parasıdır..

Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR






11 Aralık 2015 Cuma

Lig şampiyonu küme düşebilir..


Süper ligin profesyonel futbol tarihimizde malumunuz 4 şampiyon takımı vardır..
20 şampiyonlukla Galatasaray,
19 şampiyonlukla Fenerbahçe,
13 Şampiyonlukla Beşiktaş,
6 şampiyonlukla Trabzonspor,
Ve 1 şampiyonlukla Bursaspor..

2015-2016 futbol sezonunun ilk yarı bitimine 2 hafta kala yani 15.hafta maçını yapan Bursaspor şok bir skorla Osmanlıspor’a 4-0 yenildi, hem de kendi evinde..

En kötüsü ise umudunu kesen Bursaspor taraftarıdır çünkü maçı izlemeye sadece 2 bin küsur kişi geldi..

Maalesef yeşil Bursa efsanesi küme düşme tehlikesiyle baş başadır..

Trabzonspor’dan sonra Anadolu’dan çıkan ilk şampiyon Bursaspor bu gidişle küme düşer ve süper lig tarihinde ilk olur..

Yönetim dağılmış, teknik heyet dağılmış, seyirci dağılmış; kaçınılmaz son bellidir artık..

Düzelir mi?

Valla imdatlarını ilk yarı molası yetişecektir..

Yeni transfer desem para yok, yeni ve ünlü bir teknik adam desem bu kadroya gelmez, velhasıl işler çok zor..

Nedeni ise bence basittir:

1 yıl önceki ilk 11 kadrondan 6-7 futbolcu satarsan; zor dikiş tutturursun..

Benzer durumu Eskişehirspor da yaşıyor, Sivasspor da..

Maddi olarak UEFA Finansal Fair-play kriteri nedeniyle zorlanacaktır ama Bursaspor, lig tarihine küme düşen şampiyon takım olarak girmeyi istemiyorsa büyük hamle yapması lazım.. Bursaspor başkanı otursun düşünsün, taşınsın ve bir karar versin ya da bıraksın..

Ömer ÖZDAMAR
Bucak-BURDUR



8 Kasım 2015 Pazar

Melo ruhu da gitmiş..


Galatasaray futbol takımı, malumunuz son Çay-Kur Rize maçında 90 dakikaya 3-2 önde girerken uzatmalarda 2 gol yiyor ve 4-3 yeniliyor..

Neden yenildi peki?

Buna geçmeden aşağıdaki notumun altını kalınca çizerek yazmak isterim..

Melo geçen yıl, hem kendisi takımı zorlardı, hem de takım arkadaşlarını takımı için zorlardı..

Çok iyi anımsıyorum, Hakan Balta’ya yaptığı hatadan dolayı Melo’nun sözlü ikazını, hele Sabri’nin adamını kaçırması ve yaşanan tehlike sonrası duyduğu öfkeyi Sabri’nin yüzüne yansıtması daha dün gibi aklımda..

Tamam Melo, İnter’e transfer oldu ve fiziken Melo Galatasaray takımında yoktur ama ruhu da gitmiş kendisiyle beraber..

Ya geçen yıl çok maçı Galatasaray 1-0 kazanmıştır.

Neden?

Melo ruhuyla oynandı da ondan işte.

Nedir Melo ruhu?

Herkes elinden gelenin fazlasını yaparak, delicesine savaşarak, tek gol farkla birçok maçlar kazanılmıştır..

Gelelim Çay-Kur Rize maçına..

Yahu Melo olsa, 90 dakika 3-2 önde bitse, uzatmalarda 2 gol yenir mi?

Asla yenmez..

Neden?

Melo ruhu çıldırır çünkü..

Ha futbolda böyle vakalar olmaz mı?

Olur tabii..

Ama Galatasaray Takımı’nın zaten ‘UEFA Mali Kriteri’ tepesinde kılıç gibi sallanıp duruyor, yeterli ve gerekli transfer yapamıyor, bir de savaşmıyorsa; yandı keten helva olur..

Hamza Hamzaoğlu Hocamıza şu kadarını söyleyeyim..

Türkiye’de Hamza Hamzaoğlu dışında hiçbir teknik direktör bu transferle, bu takımı çalıştırmaz..
Ey Galatasaraylılar Hamza Hocamızın kıymetini bilin ve ahde vefayı unutmayın..

Hamza Hocam, kimseye acıma, gün gelir acınacak duruma gelirsin.. Futbol tarihi bu tür trajik örneklerle dopdoludur..

Melo ruhuyla oynamayanı bırak ilk 11’i, takımda bile tutma.. Yoksa onlar seni takımda tutmazlar haberin ola!

Saygı ve sevgilerimle..

Yazar Ömer ÖZDAMAR

İnstagram : https://instagram.com/omerozdamar/

2 Haziran 2015 Salı

Galatasaray ve Fenerbahçe üzerinden Türkiye’nin demokrasi refleksi..


Bir önceki hafta Galatasaray kongresi yapıldı, ‘başkan ve yönetim kurulu’ Galatasaray kongre üyeleri tarafından başkan adayları arasından seçim yaparak, belirlendi..

Geçen hafta sonu da Fenerbahçe kongresi yapıldı. 2 başkan adayı arasından kongre üyeleri seçimini yaptı ve başkanı belirledi..

En önemli ve nadide kulüplerimizde yaşanan vesayetin acıklı sonuçları karşısında demokrasi kültürünün daha kırıntısı bile, zihnimize intibak etmediğini, bir kez daha net bir şekilde gördüm ve üzüldüm..

Önce Galatasaray kongresinde yaşanan komediyi ele alalım..

İnan Kıraç ve liseli hegomanyası karşısında sözde adaylar çıkıyor.. Aslında prosedürün yerine getirilmesinde şeklen ve usulen figüranlık yapıyor bu adaylar.. İşaret edilenin dışında Galatasaray için ne yapacağı, ne edeceği tartışılmayan başkan adayları seçime giriyor, oy pusulası rengi belirleniyor, sandıklar kuruluyor, demokrasinin olmazsa olmazı olan tercihli seçim yapılıyor..

Seçimin icrasına sayılı günler kala Galatasaray’da gizli ve perde arkası vesayet devreye giriyor, kongre üyelerine kime oy verileceğine dair işaret; yaygın iletişim ve medya kanallarıyla gönderiliyor..

‘’Oysa 900 trilyon (300 milyon dolar) olan borcun nasıl ödeneceğini, UEFA mali kriterleri nedeniyle şampiyonlar ligine katılamama tehlikesi ne zaman geçeceğine?’’ dair sorulara hiçbir başkan adayı yanıt vermedi..

Örneğin ‘’10 yıl sonra almak üzere 100 milyon dolar kulübe para vereceğim ya da sermaye koyacağım’’ diyen başkan adayını çok aradım ama nafile bulamadım..

Hele Fenerbahçe kongresi, tam evlere şenlik..

Sayın Aziz Bey, Fenerbahçe kulübünde 1998 yılından beri başkanlık yaptığı için olsa gerek; büründüğü ruh hali sanki Fenerbahçe’nin tapusunu almış, ‘’vermem de vermem’’ diyor..

Omzunda 4 yıldızlı, bu ülkede genelkurmay başkanlığı yapmış insanlar bile açıktan ilan edilen vesayete şapka çıkartıyor ve saygıda kusur işlemiyor..

Çıkma cesareti gösteren başkan adayını taciz etme, hakir görme bir yana asgari saygıyı bile göremiyor..

Artık ‘’açık vesayet’’ o kadar net ki, ‘’benden sonra şu isim gelsin şartı bile’’ öne sürebiliyor.. Bu durumda 20 bine yakın kongre üyelerinin oylarıyla başkan seçileceğini hiçe sayıyor.. Netice olarak kongre üyelerinin iradesi kendisinde toplandığını dolaylı olarak ifade ediyor..

Sonra kalkıp Türkiye’de demokrasi zayıf hatta ‘yumuşak diktatörlük, otoriter tek adamlık’ savlarını ileri süren Galatasaraylı ve Fenerbahçeli taraftarların düştüğü aciz durumunun vay haline vay..

Sayın Aziz Yıldırım’a karşı çıkamıyorsan Sayın Tayyip Erdoğan’a karşı çıkman hükümsüzdür, temelsizdir..

Sayın İnan Kıraç ve liseli vesayetine ‘HAYIR’ diyemiyorsan; ‘’AK Parti iktidarı demokrasiden uzaklaşıyor’’ iddiasının altında kalırsın..

Basit, sıradan STK gibi vazife gören, dernekler kanununa tabi futbol kulüplerinde demokrasi cılız hatta yoksa; siyasette ve ülke idaresinde elbette tam demokrasinin yaşanma talebi zayıf kalır..

Benden bu kadar.. Anlayan anlamıştır, anlamayın hiç kendini zorlamasın, öylece kalsın..



21 Mayıs 2015 Perşembe

Ağla kanaryam ağla!


‘Ziraat Türkiye Kupası’ finali gitti..

4.yıldızı takma adına şampiyonluğu ezeli rakibin Galatasaray kaptı..

Avrupa macerası yoktu, haftada 1 maç yapıp güle-oynaya lig şampiyonluğu kazanacakken hiçbir şey olmadı, her şey ters gitti..

Şimdi başlayalım son 1 yılın faturasını kesmeye..

Önce futbolcular tabii ki..

Takımın ahengini bozan Emenike,

Takımın ruhunu bozan Diego,

Takımın bütünlüğünü bozan Caner,

Takım üstü pozisyonda duran Emre ve Volkan..

Fenerbahçe formasını çıkartıp seyirciye sallayan, ağız ve söz dalaşına giren Emenike asla affedilmemeliydi..

500 bin Euro alacağı için TFF’ye başvuran Diego ise Fenerbahçe’nin ismini küçültmüş olup takımda yer almamalıydı..

Caner, saha için takım arkadaşlarına ve hakemlere sürekli el kol hareketleriyle konsantrasyon bozucu etken oldu.. Uyarılması gerekirdi..

Emre ve Volkan zaten başlı başına takımın maestroları olup kendileri hakkında kimsenin söz söylemeye, eleştiri getirmeye ne hakları vardı ne de cesaretleri..

Sezon boyunca Volkan’ın kurtarışlarıyla Fenerbahçe 1 maç bile almadı.. Hakkını yemeyelim Fenerbahçe-Galatasaray maçı istisnadır..

Emre sezonun yarısını sakat geçirdi, yarısını da yarım yamalak oynadı ama sanki 34 maçın 34’ünde de oynamış gibi takım liderliğine soyundu..

Sıra Teknik Direktör Sayın İsmail Kartal’a geldi..

Ah hocam, bu şartlarda Fenerbahçe teknik direktörlüğü yapılır mı hiç? Tamam, büyük şeref,
Tamam, büyük kariyer,
Tamam, büyük şans..

Ama hepsini bir kalemde silen konumunuz ve duruşunuz..

Size biçilen rol, bırakın teknik direktörlüğü; takım içinde malzemeci bile daha çok futbol sahnesinde rol aldı..
Razı olmamanız gereken bir konuma; maalesef kariyer adına ‘EVET’ dediniz..

Gelelim, Fenerbahçe Kulüp Başkanı Sayın Aziz Yıldırım’a..

Sayın Başkan, yetiversin artık.. Fenerbahçe üzerinden gündemde kalmaya bir son verin.. Kulüp, 16 senedir sizi taşımaktan yoruldu, usandı.. Emekliliğin tadını çıkarın, dünya Fenerbahçe’den ibaret değildir.. Güzel yavrunuzla, torunlarınızla kalan ömrünüzü stressiz, kavgasız, gürültüsüz geçirin..
Sezon başından beri teknik direktör konusunda, hakemler konusunda, federasyon konusunda, havuz konusunda ve restleriniz konusunda söyleminize hiçbir laf etmiyorum.. Çok konuşuldu, çok tartışıldı..

Gerek yoktur, herkes neyin ne olduğunu biliyor.. Şu kadarını söyleyeyim mi?

Sayın Başkan, sizin 16 yıllık görev sürenizde Fenerbahçe 2000-01, 2003-04, 2004-05, kulübün 100. yılı olan 2006-07, 2010-2011 ve 2013-14 sezonunda şampiyonluğa ulaştı. Yani 6 kez şampiyon oldu..

Bilin, bakalım ezeli rakibiniz Galatasaray kaç kez şampiyon olmuş?

Bu sezon dahil tam 10 kez.. Fenerbahçe’den neredeyse yüzde 50 fazladır..

Sayın Başkan Aziz Yıldırım döneminde, 10 şampiyonluğa ilaveten bir UEFA Kupası kaldırmış. Yetmemiş bir de Süper Kupa’yı kazanmış..

Velhasıl ‘’Ağla Kanaryam ağla’’



18 Mayıs 2015 Pazartesi

Vah Beşiktaş vah!


Ligin bitmesine 2 hafta kala şampiyonluk iddiası bitti..

Artık 2.olma şansı da mucizelere kaldı ve UEFA Kupasına direk gidecek..

Yeni stadyum bitmedi.. Sezon başına yetişmesi zor gözüküyor..

Muhtemelen Ağustos-Eylül-Ekim aylarında yine başka statlarda oynayacaktır..

Esas 900 trilyonu geçen borcun döndürülmesi sorunu vardır.. UEFA Mali kriterleri tepesinde dolaşıp duracaktır..

Hani ‘’yiğidi öldür, hakkını yeme’’ derler ya, ‘’Demba Ba’’ popüler futbolcudur.. Adına şarkılar, klipler yapıldı ama son 10 hafta ceza alanında dolaştı ama gol yerine kuru sıkı, hava attı..

Ziraat Türkiye Kupası finalinde yok, şampiyonlukta yok, o zaman hem Teknik Direktör Biliç, hem de bazı futbolcular gelecek sezon yok..

Beşiktaş için Pazar günü Galatasaray ve son hafta Gençlerbirliği maçları tam anlamıyla zulüm olacaktır.

Sorsalar; her 2 maçı da oynamadan mağlubiyete çoktan razı olurlar..

Neden?

Tekrar eleştiri, tekrar öfke okları üzerlerine gelecektir.

Velhasıl, vah Beşiktaş vah!